NotesWhat is notes.io?

Notes brand slogan

Notes - notes.io

Komşum

O zamanlar on altı yaşındaydım.Liseye
yeni başlamış; sudan çıkmış balık misali
içine girmiş olduğum bu yeni dünyada
nefessiz kalmamak için çaba sarf etmekle
meşguldüm.Annem ile babam ben
henüz on yaşındayken ayrılmışlardı.0
zamandan sonra babamı ya iki ya da üç
kere görmemişimdir toplasan.Bu olayların
verdiği travmatik sorunlarla,ergenliğin
getirdiği anlaşılmaz fizyolojik ve psikolojik
değişimlerle uğraşmak gerçekten
zordu.Malesef bir kardeşim yok annem
ile ikimiz kalıyorduk.Herneyse kendimi
bildim bileli kadın ayaklarına karşı
ekstrem derecede ilgim var.Aslında bu
ilginin cinsellikten öte bir şey olduğunu
çok küçük yaşlardan beri var olduğunu
farketmemle anladım.Annemin ve diğer
tanidıklarn gülüp geçtikleri bir anm olarak
anlattukları,üçlü dörtlü yaşlarımda bile
henüz henüz cinsel kimliğimin dahi
farkında değilken,kadınların ayaklarlyla
ilgili yaptuğım tatlı şımarıklıklar(1) bana
çok şey anlatıyordu.Ben buydum.Ergenliğe
girmemle birlikte tabi ki arkadaş
arasındaki muhabbetlerin konuları da
epey değişmişti.Diğer arkadaşlarım
seksten,vajinadan,memelerden
zevk alırken ve sürekli bunlardan
bahsederken,tüm bunlar benim
zerre umurumda değildi.
Tüm
hayallerim ayaklardı,bir kız tarafından
aşağilanmak,esir edilmek ve ona hizmet
etmekti.
istanbul'da lüks bir rezidansta
oturuyorduk.Babam ve annem iyi birer
işe ve gelire sahip insanlardı.Manevi
durumumuz ne kadar kötüyse maddi
durumumuz bir o kadar iyiydi
diyebilirim.Bizim binanın karşısında
orta halli bir bina vardı.Sokakta gelip
geçerken bir kız fark etmiştim.0lağanüstü
güzelliği ve fiziği vardı.Tam kararında
bir esmerdi.Saçları uzun ve makyaj
konusunda gerçekten çok başarılıydı.Boyu
170 civarında kilosu tam olması
gerektiği gibiydi.Tabi ki tüm bu güzel
özellik bir araya gelince ayaklarından
gözlerinmi alamıyordum.Genelde daracık
kot pantolonlar ve spor ayakkabi
giyerdi.Paçasıyla ayakkabının arasında
kalan bileği o kadar ilgi çekiciydi ki benim
için,bir süre sonra eve giriş çıkış saatlerini
yarım yamalakta olsa öğrenmiştim ve bir
şekilde kaçırmiyordum bu saatleri.
Kizı iyiden iyiye kafama takmıştım.Artık
gözlerim her an dışarida kapılarının
önünde ya da evinin camlarında
idi.Benden yaşça büyük olduğu bariz
belliydi.Kendisine aşırı çekicilik katan
bir olgunluk vardı yüzünde.Yirmili
yaşlarındaydı.Arada evine arkadaşlarıyla
gelirdi.Kiz da olurdu erkek de.Tüm bunları
beynimde analiz edince muhtemelen bir
üniversite öğrencisi olduğu sonucuna
varmiştm.Çünkü gidip gelirken bazen
elinde dosya ve defter tuttuğunu
görüyordum.Neyse bu şekilde biraz zaman
geçtikten sonra.Ergenlikteki veya geçirmiş
erkekler bilirler.Gece geç saatlere kadar
oturduğunuzda aklınızda cinsellikten
başka pekte bir şey olmaz genelde tabiri
caizse girecek delik ariyordum kendime.
Porno sitelerinde, internette dolaştım ama
yetmiyordu somut bir şeyler ariyordum.Bu
somut bir şey de tabi ki bir ayak ve
ayakkab1 olmalıydı. Yine böyle bir gecede
saat 03:00 sulariydı.Aklıma bir anda
karşıdaki kız geldi.0 gün akşam dönerken
onu görmüştüm yine okuldan geliyordu
anlaşılan üstünde beyaz bir bluz altında
mavi dar bir jean ve ayağında airmaxleri
vardı.Kendi kendime ayakkabılarını içeri
almadiysa onları alıp eve getirebilir ve
sabah olana kadar öpüp koklar kendimi
tatmin ederim diye düşünmüştüm.Bu
fikir aklıma geldiği andan itibaren
kalbim deli gibi çarpmaya midemde bir
boşluk oluşmaya başladı.Anlayacağıniz
ok yaydan çıkmışti artık,o saatten sonra oluşabilecek her türlü riski detaylı bir
şekilde düşünsem de aslında kararı çoktan
vermiştim ve kendimi durduramayacağım
belliydi..Gecenin
o saatinde çıt çıksa davul sesi gibi
yankılanyordu.Böyle bir durumda
evinden binadan çıkacak ve karşı binaya girecektim.Her nasılsa tüm bunlar
gözümde hiç büyümüyordu.Sadece o
ayakkabıların orada olma umuduyla
her şeyi yapmaya hazırdım.Annem
odasında uyuyordu ve kapısı kapalıydı
bu işimi kolaylaştırıyordu az da
olsa.Profesyonel bir ajan gibi evin kapisinı
büyük uğraşlarla ses çıkarmadan açıp
kapatmayı başardım.Ustümde pijamalarım
ayaklarmda terliklerim vardı.Eğer
asansöre binersem çok ses çikaracağım
adım gibi biliyordum.Sanki o saatte
asansöre binmek yasak gibi bu benim
için çok büyük bir sorun olmuştu o anda
ve oniki katı sessizce parmaklarımın
ucunda inmeye karar verip bunu
uyguladim.Sonunda sokaktaydım.Yapmamn
gereken tek şey karşiya geçip o binaya
girmekti.Sonrası hayallerime bile
siğmayacak kadar güzel olacaktı o anda.
Henüz Ekim başları idi.Hava gece
olduğunda ayaz kesiyor insanı bir üşüme
alyordu.Ūstümde pijama ayaklarımda
terlikler ile hem kalkaşmış olduğum işin
yarattuğı heyecan ile hem de soğuğun etkisi
ile tam anlamıyla titremeye başladım.0
binanın kapısına doğru adımlamaya
başlamıştım bile.Ne kadar kararlılıkla
ilerliyorsam bir o kadar da emin değildiğim
bunu yapip yapmamaktan.Kafamda kırk
tane tilki dönüyordu Bunları düşünürken,
kapinin önüne çoktan varmıştım bile.Dış
kapı kilit sistemi elektronik bir sistem
idi.Bilirsiniz kapı kilidi bir şifre ile
devredışı kalır .Kapıyı açabilmek için ya
anahtarniz olmali ya da şifreyi bilip,doğru
bir şekilde girmelisiniz.
Ortaokulda aynı sınifta okuduğum,
mahalleden de tanidığım Furkan
da bu binanın beşinci katında
oturuyordu.Onceden girip çıkmışlığım
vardı yani binaya.Bu yüzden kapı şifresini
gayet biliyordum.önümde, kilitlenmiş
öylece duran elimi hareket ettirmeyi
başarıp şifreyi yazmak dışında hiçbir engel
yoktu ayakkabılara ve muhtemelen sahip
olduğu baş döndürücü kokuya...
Dört haneli bir şifre idi.Sahi yanlış
hatırlamiyorsam 5 1 7 ve 8 yok yok
9 du. Yavaşça kaldırdım elimi önce
beş.....bir..7... ve duraksadım.Gecenin
bu saatinde ne yapıyordum.Ūstelik evim
hemen karşıda idi. Sokaktaki çoğu insan
beni de ailemi de tanıyordu.Böyle bir
şeyin ortaya çıkması benim için hayatın
sonundan farksız olurdu.Beynimde
adeta firtınalar kopuyor,sanki büyük bir
savaş veriliyordu.Mantığım bana bunlari
söylerken,dürtülerim sadece o ayakkabılara
odaklanmıştı.Tabi ki sonuç değişmedi
dürtülerim,bu hislerim galip geldi ve son
olarak elimi götürdüm.9..
Kilit açlma sesi geldi. Gün içinde
belki de farkedilmeyecek bir sesti
ama o saatte öyle yankılanıyordu ki
kalbim küt küt atmaya başlamıştu bile.
Biliyordum vücudumda salgilanan
adrenalin her şeyi kat kat abartiyordu
fazla gösteriyordu bana . Ama yine de
engelleyemiyordum.Kapiyı yavaşça
araladım önce bir koridora doğru
baktım.Tabi ki gecenin o saatinde
kimsecikler yoktu,karanlıktı.Odaklanmak
için gözlerimi kapattım yukarı katları
dinlemeye başladım. Deli gibi çarpan
kalbim dışında ses filan yoktu. Īçeri
girmiştim artık.Kiz birinci katta
oturuyordu,dairesini biliyordum.Bu iyi
bir şeydi tabi benim için, en azından
bir şeydi tabi benim için, en azından
yolum uzun değildi. Koridorda biraz
ilerleyip ilk basamağa adımını attım.
Inanin ses çikarmamak için o kadar
kasıyordum ki kendimi;bir süredir nefes
almağımı farkettim. Ama gerçekten
çit bile çıkarmadan ilerliyordum.
Yolu yarılamıştım bile artık kapısını
görebiliyordum.
Söyle bir durup kapının önüne
bakındım.Ūstünde "welcome" yazan bir
paspas vardı ve önünde o airmaxler. Bu
kadar cefayı çekmemin tek nedeni olan
o güzellikler bir adım ötemdeydi.Önce
karşı dairenin kapisına kulağımı dayadım.
Içeriden herhangi bir ses duyarsam
vazgeçip gitmeyi düşünüyordum.Riske
atamazdım hiçbir şeyi.Çit yoktu
içerde.Sonra onun kapısını dinledim. Çok
hafif mekanik bir uğultu duydum.Nasıl
deyim buzdolaplarından arada çıkan
sesler vardırya onun gibi bir sesti.Ama
tedirgin olmama yetti tabi.Belki beş
dakika boyunca filan sadece dinledim.
Herhangi aktif yaşam belirtisi yoktu .
Bir yandanda aşağıda duran iki çift
ayakkabıya bakıyordum.Onları
koklamak,öpmek,yalayabilmek için
deliriyordum.nasil deyim buzdolaplarndan arada ÇIKan
sesler vardırya onun gibi bir sesti.Ama
tedirgin olmama yetti tabi.Belki beş
dakika boyunca filan sadece dinledim.
Herhangi aktif yaşam belirtisi yoktuu.
Bir yandanda aşağıda duran iki çift
ayakkabiya bakıyordum .Onları
koklamak,öpmek,yalayabilmek için
deliriyordum.
Uyanik olmadığına kanaat getirmiştim
artik. Yavaşça aşağiya doğru eğildim .
Anlatılmaz bir duygu kalbim deli
gibi çarpiyordu. Dönülmez yola
çoktan girmiştim artık. Muhteşem
bir kızın ayaklarından çıkan bir çift
airmax le aramda santimetreler vardı
neredeyse.Ayakkabının altındaki beyaz
kisımları hafif kirlenmişti.Ara ara yağmur
da yağdiğı için yer yer küçük çamur
izleri vardı. Tabanındaki yazılar filan
silinmişti.Çokta yeni bir ayakkabı değildi
yani. Ama o kadar seksi duruyorlardı ki.
Sadece onları incelememe rağmen çoktan
taş gibi olmuştum. Vakti gelmişti artk...
Sanki karşımda onlarca kişi beni
izliyormuş gibi büyük bir çekingenlik
vardı içimde.Ayakkabıları elime almaya
cesaret bile edemedim.Hem de onları
elime alabilecek değerde hissetmiyordum
kendimi.Önce sağ taraftakine yönlendim
ayakkabıya yaklaştikça kalbim yerinden
çıkacakmiş gibi hissediyor.müthiş bir
adrenalin salgılıyordum . Dizlerim
ve ellerim yerde,iki büklüm burnum
ayakkabının içindeydi artık. Önce küçük
küçük nefesler aldm.Çok ağır değil
ama bir koku vardı. Tarif edemeyeceğim
bir koku, ilk defa tanımadiğım birisinin
ve bu kadar güzel bir kızın ayaklarnın
kokusunu içime çekiyordum. Înanılmaz bir
duyguydu.Her nefes aldığmda kokunun
boğgazımdan geçip ciğerlerime dolduğunu
hissediyordum adeta.Biraz kokladıktan
sonra artık alışmıştım rahatlamaya
başladım.Derin derin nefesler almaya
başladım.
Tüm gün bu ayakkabıların ayağında
olduğunu düşündükçe çıldıriyordum
sanki,daha daha hızla çekiyordum içime
kokusunu.Aldığım nefesi yetiremiyordum
cigerlerimi yırtarcasına nefes almak
istiyordum sadece.Kokunun verdigi
hazdan ve hızlı nefes alıp vermekten başım
dönüyordu.Çok güzel bir andı,güzellik
abidesi bir kızın ayaklarının kokusuyla
sarhoş olmuştum tam anlamiyla.Ondan
sonra diğer ayakkabiya geçtim onu da deli
gibi kokladım kokladım...Böyle anlattığmda
saatler gibi geliyor tabi ama muhtemelen
dört ya da 5 dakika geçmişti sadece.o
an hiç bitmesin istiyordum bir yandan da
müthiş bir korku vardı içimde.Düşünsenize
birisi kapiya çıksa eğilmiş ayakkabı
koklayan birisi...Kimseye hiçbir şekilde
açıklanamayacak derecede kötü bir durum
bu.
Kendime gelmiştim yavaş yavaş.Her ne
kadar ayakkabılari yalayıp yutasım olsa
da.Gitmem gerektiğini düşünüyordum
sadece.Kokunun sarhoşluğundan ve ilk
tecrübeden ayakkabıları öpüp yalamadım
bile.Sadece kokladım doya doya.Sonunda
ayrılmaya karar verdim.Ayakkabıları
yerinden kıpırdatmamıştim zaten.Hemen
aynı geldiğim gibi çok sessiz ve dikkatli
bir biçimde binadan ayrıldım.Sokağa
çıkınca rahatlamıştım.Herhangi bir
risk kalmamıştı.Kendi evime doğru
yürümeye başladım.Gerçekten sanki bir
maddenin etkisindeymişcesine hiç bir
şey düşünemiyordum.Olanların farkına
bile varamamıştım.Çok heyecanlıydım
hala.Ama çokta mutlu hissediyordum
Yine sessizce kapıyı açıp eve girdim
sonunda.Herhangi bir sorun çıkmadan
ulaşmıştm hayalime rahatlama gelmişti.Bu
arada hala çok serttim inmiyordu.Sadece
boşalmayı düşünüyordum başka hiçbir
şey değil.Burnuma hala ayakkabıların
kokusu geliyordu hissediyordum.Müthiş
bir his bu gerçekten. Böyle somut bir olay
yaşadiktan sonra girip hayal etmek işime
gelmedi.Annemin iş ayakkabılarından
birini elime aldım çok pahalh seksi bir
topuklu ayakkabıydı bu.0 saatte temizlikle
uğraşmak istemediğim için direk tuvalete
gittim.Koklamaya başladım.Bu arada
annem de tam bir iş kadınidır.Çok
bakımlı ve güzel bir kadındır.Ayakları
da harikadır.Ama anne olduğu için
cinsel gözle bakamiyor insan tabi.Arada
böyle bazı ayakkabılarla filan işimi
görürüm o kadar.Annem gün boyu işte
bu ayakkabıları naylon çorapla giydiği
için ayakkabılar kokuyordu.Bir elimle
ayakkabiyı burnuma dayayıp nefes alırken
bir yanda işimi halletmiştim.Müthiş bir
patlamanın ardından müthiş bir rahatlama
hissettim.Gerçekten böyle patlamamıştım
hiç.Gidip ayakkabları yerine koydum.
Yorulmuş ve gevşemiştim nihayet
yatağa attım kendimi.Gözlerimi kapattım
ve yaşadıklarımi, yaşayacaklarımi
hayal etmeye başladım.Kizla bir kere
bile muhabbet etmedim yakndan
görmedim.Ama sadece ayaklarınin
kokusundan bile aşık olmuştum ona.Ne
kadar ezik birisi olduğumu düşünürken
uykuya dalmışım..
Ertesi gün mutluluk ve huzurla
uyandım.Gözümü açtığım anda dünü
tekrar tekrar yaşamaya başladım
kafamda.Müthiş ve bağımlılık yaratan
anlardi.Bir yandan rutin işlere devam
ediyordum ama aklım sadece ondaydı;
ayakkabılarında, ayaklarında.Çok merak
ediyordum ayaklarını.Nasıl görünüyorladı
kim bilir. Yine sokaği gözlerken akşama
doğru onu gördüm .Artık görev edinmiştim
kendime bunu.Her an onu görmek
istiyordum.Yağmurlu bir gündü o
gün.Haftasonu olduğu için gezmeden filan
geliyordu herhalde.Yine muhteşemdi.görür
görmez burnuma o ayakkabilarının baş
döndürücü kokusu geldi yine jean,file ve bot kombini vardı
o gün üstünde.Görür görmez kendimden
geçtim yine.0 botları ile o kadar dominant
ve çekici duruyordu ki.Eve girene kadar
izledim.Gece saatleri olduğunda yine
şeytan dürtmeye başladı.Tekrar gitmek
istiyordum.0 kokuyu o hissi tekrar
tatmallydım başka çaresi yoktu.Hem bütün
gün o kapalı,ağır botların içinde ayakları
kim bilir ne kadar terlemişti.Düşündükçe
karın boşluğumda bir şeyler akıyordu
sanki.Yine geç saatlere kadar internette
takilip vakit geçirmeye ve uygun zamanda
harekete geçmeye karar verdim.Kendimi
engelleme gibi bir seçeneğim yoktu.Bunu
yapmak zorundaydım sanki.Engellenemez
bir kuvvetti bu.Bilirsiniz her ne kadar
çok güçlü duygular hissetseniz bile insan
bazen kendine "ben ne yapiyorum?" diye
soruyor.Ben de soruyordum kendime
bunu ve her sorduğumda ne kadar ezik
birisi olduğum biraz daha pekişiyordu
kafamda.Düşünsenize,o hiçç bir şeyden
haberi olmadan,bütün gün geziyor
eğleniyor,işlerini yapiyor kısaca hayatını
yaşıyorken,ben ise neredeyse tüm boş
zamanımda onu gözetleyip.adinı dahi
bilmediğim birine hizmet edip ayaklarının
altında olma hayalleri kurup.gece vakti
herkesin uykuda olduğu kör saatte de
kendimi engelleme gücüm dahi olmadangidip ayakkabılarını kokluyor ve
yalıyordum. Ne kadar ezikçe bir durumdu
bu diye düşünürken bir yandan da bu
düşünceler bile sertleşmeme yetiyor,bu tür
çelişkilerin içinde yüzüyordum.
Saat yine sabaha karşı 2 ile 4 arasiydı
galiba.Dünden sonra artık bir nebze
de olsa daha rahat hissediyordum
kendimi.Gitmeye karar verdim.Artık
neyi,nasıl yapacağımı iyi biliyordum.Neyse
uzatmayayim.Kapi şifresini girip
yine apartmana süzüldüm gecenin
karanlığında.Etrafta duyulan tek ses,türlü
canliların çıkardiği seslerdi.Benimse
kendi gölgemden bir farkım yoktu tabi ki
yine.Onun kapısının önüne geldim.Galiba
en büyük şanslarımdan birisi.Kullandığı
ayakkabıları dışarıda bırakma alışkanlığı
olmasiydı.Bugün gördüğüm o s*ksi botlar
karşımda yerde duruyordu.0 gün yağmurlu
demiştim.Yakından bakınca farkettim ki
botlar baya kirlenmişti.Neredeyse her tarafı
çamurdu.
Düşündüğüm ilk şey bu botlardan yüksekte
olmamam lazımdı herhalde.Kendimi
hemen yere botların önüne attım.0nları
inceledim bir süre.Onun ayağında hayal
ediyordum.Bu tarz botlara bayılıyordum
çok tarz buluyordum.Íçine eğilip
kokladım.Yine o baş döndüren koku tabi
ki.Orasınn detayına girmeyeceğim daha
fazla.Ancak bu sefer hafif bir deri kokusu
da geliyordu.Müthiş bir birleşim.Parfümü
olsa kutu kutu alırdım herhalde.Uzunca
bir süre kokladım her ikisini de.Sonra
bir tanesini elime aldım.Tam ağzıma
yaklaşturdım yalamak üzereyken
durdum.Sonuçta çıkarttığında botların
çamur içinde olduğunu biliyordu.Şimdi
çamurları temizlersem bu çok absürt
olacaktı.Vazgeçtim.Ancak botlardaki tüm
pisliği.çamuru da yalamayı çok istiyordum
-layık olduğum şekilde-.
Sonra aklıma bir şey geldi.Hangimiz
ayakkabılarımızın tabanını görüyoruz
ki değil mi? Botların tabanları üstünden
de beterdi.Türlü pislik,çamur,aralara
giren taş parçalari.En azından altlarini
temizlemeliydim.Evet bunu yapmak
zorunda hissediyordum kendimi.Bu botlar
böyle kalmayı hak etmiyordu.Hizmet
görmeyi,temizlenmeyi hak ediyordu.Evet
garip gelebilir ama orada oturmuş
bunları düşünüyordum bir salak
gibi.Bu sefer telefonumu da yanıma
almiştım ışık kaynağı olması için.Bir
elimde bot,diğer elimde telefon,bota şık
tutarak ağzıma doğru götürdüm,șöyle
bir dilimi değdirdim.Garip bir tat
bir dilimi değdirdim.Garip bir tat
geldi.Daha doğrusu toprak kokusu
vardırya, hani şu yağmurdan sonra daha
yoğun gelir.Onun tat halini düşünün
ancak öyle anlatabilirim.Bu arada yine
çoktan taş gibi olmuştum.Yalamaya
devam ettim.Ağzıma bildiğiniz çamur
tabakaları geliyordu.Yuttum hepsini.Taş
parçalarını boğazımda ve dişlerimde
hissediyordum.Botların dişleri arasına
sikışmiş taşları çıkarmak için uğraş
veriyordum.Kusursuz yapmalıydım
görevimi.Bu iş gerçekten uzun
sürdü.llk botun tabanını parlatmayı
başardığımda,uzun bir süre geçtiğini ve
ağzımın,dilimin çamur içinde olduğunu
hissedebiliyordum.Ayrıca dilim de sanki
bir rendeye sürtmüş gibi cayır cayır
yanıyordu.Ama daha diğer bot vardı.Aynı
işi ona da yaptım.Artık ikisinin de
tabanları tertemizdi.ľlk haliyle son haline
baktuğımda gerçekten büyük bir fark
vardı.Bildiğiniz botlarının altındaki çamuru
yemiştim.Karnımda doymadı değil hani()
Artk botları bulduğum şekliyle koydum
tekrar.Gitmem gerekiyordu.Son bir kez
içlerini koklayıp.Üstlerini öptüm.Saygı
duyuyordum onlara.Botlara...Saygı
duyuyordum.. sonra sessizce çıktım ve eve gittim.Tabi ki
rahatlamam lazımdı yine. Tuvallette işimi
halledip,yatağa attım kendimi.
Bugünü düşünmeye başladım.içimde bir
huzur vardı.Gidip botlarındaki çamurları
temizlediğim için,onlara hizmet ettiğim
için mutlu hissediyordum kendimi.Hele
o kokular..lyiden iyiye alışmıştım
bu işe.Rutine bağladiğını gayet net
hissedebiliyordum.Böylece hayallere
dalarken uyuya kalmışım.
Sonra haftasona ermişti tabi.
Haftaiçi gitmek zorunda olduğum bir
okulum vardı.Fırsat bulduğum kadarıyla
yine izlemeye çalıştim onu ama okul
engelliyordu tabi ki. Zaten geç geliyordum
yemekti şuydu buydu derken. Saat epey
geç oluyordu.Diğer sabahta erkenden
kalkıp yine okula yol alıyordum.Bu
yüzden gece görevlerimi aksatmıştım
o hafta Ama huzursuzdum Gitmek
istemiyordum .Tam anlamıyla ayaklarının
kokusunu özlemiştim.Hayatta mutlu
ve huzurlu olabilmek için onun ayak
kokusuna muhtaçtırm sanki ne kadar
garip..Ayakkabılarını koklayıp.öptüğümde
gün içinde gayet mutlu ve enerjik
olurken mesela o hafta bu durumun tam
tersiydi.allahim ,tam bir umutsuz vakayım.
Günler böylece geçerken.Bir süre
sonra haftaiçi sorununa çözüm
aramaya başladım.En asli görevimi
aksatmamalıydım çünkü.Sonra akıma
şu çözüm geldi,bilirsiniz bazı mobil
uygulamalar var istediğiniz saate
ayarladığınizda,istediğiniz müziği o saatte
kulaklığnızda çalıyor.Tabi ki alarm diye
bir icat olduğundan haberdarım ancak,
alarm kulaklık takılı olsa bile hoparlörden
çaldığı için annemi uyandırma riskine
giremezdim.Işte bu uygulamayı saat
3'e kurup,normal yatmam gereken
saatte yatacaktım ve bu saatte uyanıp
oraya gidecektim.Denemeye değer
bir fikirdi,denedim.. Gerçekten de işe
yaradi,saat 3 te uyanmiştim, normal
bir durumda sekiz saatlik bir uykudan
sonra dahi ölü gibi hareketler sergileyen
ben,hemen dikilip evden çıktım.Yine o
yüce kapının önündeydim.Bu sefer kapının
önünde bir çift parmak arası terlik ile bir
"SuperStar" vardı
Beyaz ayakkabları bilirsiniz çok kirlenir
ve bir türlü temizlenmezler.Bunlarda da
kir vardı bağcıkları,yanları,tabanları baya
kirliydi.Superstarları sonraya bırakarak
önce parmak arası terliklere yöneldim.Düz
siyah terliklerdi.Altları kirliydi.Oncelikle
tabanlarini,parmaklarınin olduğu
bölümleri ve parmak arasına giren
kısımları koklamakla başladım tabi.Daha
sonra yine ayni sirayla yalamaya
başladım.Bu sefer ağzıma plastikle karışık
terin acimsı bir tadı geliyordu.Içleri
bittikten sonra tabanların temizlemeye
başladım.Tabanları koyu renk ve düze
olduğu için yaladığım yerlerin rengi
açiliyordu.Bu durum beni çok tahrik
ediyordu.
Terlikleri tertemiz yaptıktan
sonra,ayakkabılara geçtim.0nlarında
iç tabanı kullanımdan dolayı
siyahlaşmıştı.Burnumu o tabanlara
değdirip,günlerdir mahrum
kaldığım, muhtaç olduğum o müthiş
kokuyu ciğerlerime çektim.Bunu
yaparken gözlerimi kapatıp onu
düşünüyordum.Neredeyse elimi bileTerlikleri tertemiz yaptıktan
sonra,ayakkabılara geçtim.Onlarında
iç tabanı kullanımdan dolayı
siyahlaşmişti.Burnumu o tabanlara
değdirip,günlerdir mahrumn
kaldiğım, muhtaç olduğum o müthiş
kokuyu ciğerlerime çektim.Bunu
yaparken gözlerimi kapatıp onu
düşünüyordum.Neredeyse elimi bile
sürmeden boşalacak gibi oluyordum.Sonra
ayakkabılarımda her yerini yalayarak
temizlemeye başladım.Beyaz olduğu için
kirler kolay çıkmiyordu tabi,ama efendimin
layık olduğu şekilde yapabildiğim kadar
temizlemeye çalıştum.Íşim bittiğinde dilim
zonkluyordu resmen,mahvolmuştu.Ama
bunun için değerdi ve planım gayet işe
yaramıştı.Eve dönüp tekrar uykuma devam
ettim.
Günler birbirini kovalıyordu, bir
yandan rutin yaşamsal faaliyetler diğer
yandan okul, zamanin nasil geçtiğini
anlamak iyice güçleşiyordu. Dersler
de yavaştan ağırlaşmaya ve daha fazlaa
zaman harcamasi ister bir hale geliyordu.
Şimdiden bir kaç kirik dersim vardı bile.
Matematik, Kimya ve Ingilizce.. Hadi
matematiği kimyayı anlayabiliyorum
anlaması kolay olan dersler değil ancak şu
Îngilizce'ye kafam hiç mi hiç basmiyordu.
Gerçek anlamda yabanciydım bu yabancı
dile. Neyse haftada bir kaç kez o malum
görevimi de yerine getiriyor ve cinsel
organının idrar boşaltımı dışında, farklı
maddeleri boşaltım görevinin olduğunu
daha bir kaç sene önce keşfetmiş bir ergen
olarak farkli dünyalarda bir gezintiye
çıkiyor ve kendimi kaybediyordum adeta.
Hiç unutmam.Günlerden çarşambaydı.
Yine sabahın köründe uyanmış,hazrlanıp
okulun yolunu tutmuştum. Birinci, ikinci
ders derken üç ve dördüncü dersim
Îngilizce idi. Bilmeyen ve bir kere de olsa
yaşamayan yoktur herhalde, üç dakika
beş dakika oldu,hoca yok derken sinifa o
muhteşem varlık girip hocanıin arabası
yok müjdesini vermiş ve tüm haşmetiyle
Sinifin övgülerine mashar olmuştu. Tabi
hoca gelmemiş.biz oturup konuşmaya
şakalaşmaya başladık. Dersin onuncu
dakikasında kapı açıldı. Hepimiz hoca
geldi düşüncesiyle hüsran içinde pür
dikkat kapıdan girecek insana bakarken...
O da ne ? Kapıdan içeri o girmişti. Evet.
Tahmininiz doğru, günlerce gelişini gidişini
izlediğim , gecenin en kör vakitlerinde
ayakkabilarına hizmet ettiğim, aşikâr
kişiliğimin alelâde komşu kzı, gizli
kişiliğimin yüce sahibesi, efendisi. Sınıf
ayağa kalkarken, ağzım açık bakakaldım
şok içindeydim. Zar zor kendimi toparlayıp
ayağa kalkabildim. Düşündüğüm tek
şey, herhalde yine sıklikla gördüğüm o
rüyalardan birinde olduğumdu. Birazdan
da tüm sınıfin önünde onun ayaklarına
kapanacak, hizmet edecek ve yine
bilinçaltımın yansımalarına teslim olmuş
halde uykudan uyanacaktım.
Oturup, kolumu şöyle bir siktım.
Bilirsiniz rüyalarda acı hissi yoktur ama
o anda vardı. Rüya olmadığına emin
olmuştum. Biraz zaman geçince bilincim
kullanılabilir hale geldi ve muhtemelen
Ingilizce öğretmenliği öğrencisi olduğunu
ve stajyer hoca olarak, derse gelemeyen
hocamizin yerine geldiğini idrak
edebilmiştim ki, düşüncemin doğru
olduğunu tastiklercesine konuşmaya
başladı:
-Merhaba arkadaşlar , hocanız bugün
derse gelemediği için stajyer hoca olarak
ben geldim . Bugünlük birlikte işleyeceğiz
dersi.
Hayattaki tüm şansımi o anda oracıkta
harcamıştım herhalde.Bu kadar mi tesadüf
olur? Sonra düşününce bizim okulumuza
yakın bir üniversite olduğunu hatırladım.
Muhtemelen o yüzden bizim okula gelmişti.
Her neyse işte, şaşkınlığımı üstümden
atinca, sevinci sonunda yaşayabildim
ve hayran hayran onu izledim. Nerede
kaldınız filan diye sorduktan sonra ders
işlemeye başladı. Benim kulaklarım
tikanmış gibi, sadece izliyordum. Dar bir
pantolon, üstünde bir bluz, ayaklarında
ise siyah burnu açık bir topuklu ayakkabı
vard. Tirnaklarını ilk defa görüyordum
kirmizı ojeleri vardı. Tek kelime ile
muhteşem bir görüntüsü vardı.
Okul kismini çok uzatmayacağim,
çünkü gerçekten şaşkınlıktan hiç bir
şey yapamamış arada dahi yerimden
kalkamadan, iki ders boyunca onu
izlemiştim. Okul bitti ve çıktım. Lise ile
bizim evin arası yürüme mesafesi idi,
yürüyerek gelir giderdim haliyle. Yolu
yariladım yarilamadım derken, bir de
baktım ki önümde yürüyordu. Gördüğüm
anda kalbim deli gibi atmıştı heyecandan.
O kadar asil ve güzeldi ki. O yürüyüşünü
tarif edebilecek ve betimleyebilecek
kelimeler yok dagarcığımda. Ama şöyle
söyleyebilirim ki şuan hikayeyi okuyan
her kim olursa olsun, onu gördüğü anda
tapilacak bir kadın olduğu kanısına rahatça
varabilirdi.
Gördükten sonra aramdaki mesafeyi
bilinçli bir şekilde ayarladım hemen. Ne
yakından ne de çok uzaktan yürüyordum.
Ne yapsam diye düşünüyordum. Gitsem
mi yanina ? Sonuçta hocam ben de onun
öğrencisiyim yolda karşılaşmişız ve birlikte
yürümek için yanina gideceğim ne var
bunda gibi saçma sapan düşüncelerle
kaplanmıştı beynim. Halbuki düşünsenize
bundan daha normal bir şey olabilir mi?
Ama onu beynimde konumlandırdığim
yer buna müsaade etmiyordu.Ulaşılmazdı
o benim için. Böylece biraz yürüdükten
sonra,yol üstünde bir markete girdi. Köşede
bir yere sinip çıkmasını bekledim bende.
Kapiya geldiğini gördüğümde oraya doğru
yürümeye başlayacak ve bir karşılaşma
sahnesi yaratacaktım, planım böyleydi en
azından. Oyle de oldu. Birkaç dakika sonra
çiktiğında artık yan yanaydık.
-Aa. Hocam merhaba, bugün dersime
girmiştiniz 9-D sınıfindan ben.
-Merhaba, evet hatırladım. dedi.
-Siz de bu tarafta oturuyorsunuz galiba ?
dedim.
Evet ileride diyerek oturduğu apartmanı
söyledi. Ben de şaşırmış bir ifadeyle karşı
karşiya oturduğumuzu söyleyerek,birlikte
yürümeyi teklif ettim. Tabi ki kabul etti
hemen ve yürümeye başladık. Hani hava
gerçekten soğuktur ve sesiniz titrerya
konuşurken, engellenemez biçimde. Işte
aynı o durumdaydım . Belli etmemeye
çalışiyordum ama heyecandan sesim içime
kaçmişti resmen.
-Ee demek komşuyuz ha, hiç gördüğümü
hatırlamiyorum.
-Evet hocam tesadüf işte, ben de
görmemiştim doğrusu, garip dedim
gülerek.
Neler yapiyorsun vs. temel tanıma
sorularini sordu ve anlattım biraz
kendimi.Iyiden iyiye sohbet havasına
dönüşmüştü ortam. Ben anlatıiktan sonra,
ona sordum;
-Siz peki hocam ? Universite
öğrencisisiniz galiba diyerek lafa girdim.
Adının Ceyda olduğunu, tahmin ettiğim
üniversitede ikinci sinifta, ingilizce
öğretmenliği okuduğunu söyledi.
Memleketinden gelmiş tabi ki okul için.
Evde bir arkadaşıyla kalıyormuş ancak
arkadaşı bu senenin başında özel bir
sebepten aniden ayrılmak zorunda kalmış,
bu yüzden şuanda tek yaşlyormuş evde.
Ev masraflarını vs. karşılayabilmek için
de okul dışında, bir çağrı merkezinde
çalıştığın söyledi.
Derken konu îngilizceye geldi. Aran
nasil filan diye sordu. Ben de benden pek
haz etmediğini zayıf not aldiğimı bir türlü
anlayamadığımı filan anlattım. Gülüşmeler
filan geçti tabi şakaya vurmuştum biraz.
Anlayacağınız kendimi şirin gösterebilmek
kırk takla atiyordum Sonra aklıma bir müthiş bir
fikir geldi
-Hocam, böyle işte ÎIngilizce konusunda
baya kötüyüm. Madem sizde Îngilizce
öğretmenliği okuyorsunuz, annemle
konuşup ayarlasam özel ders verir misiniz
bana ? Size de faydası olur bana da..
Teklifimi olumlu karşıladı "olur tabi ki
neden olmasın?" dedi.Benim notlarımı
düzeltmem de, onun bilgilerini tazelemesi
ve para kazanmasında fayda sağlayacak
mantıklı bir fikirdi gerçekten.Iyi geldi
aklima diye düşündüm.Bu arada eve doğru
yaklaşmıştik, "o zaman sen numarami
yaz bu konuda haberleşelim yine"
dedi.Numarasıni verdi kayıt ettim. Eve
gelmiştik teşekkür ettim ve ayrıldık. Eve
girdiğim anda bugün gerçekten yaşandı
mu diye düşündüm. Hayallerimin efendisi
olan kadinla karşılaşmış, üstüne muhabbet
etme firsatı bulmuş üstüne de numarasıni
almiş ve bir etkileşim firsat yaratmıştim.
Içim kıpır kıpırdı. Bu arada Ingilizcenin
bahane olduğunu anlamışsınızdır diye
tahmin ediyorum. Amacım bir şekilde onun
hayatına girebilmekti ve bu, bu şekilde
oldu.
Bu arada bu aşamada biraz daha
detayli tanımlamam gerekirse, şunnu
söyleyebilirim ki; evet, ergenliğimin
doruklarındaydım ama bir huyum var ki
kadın konusunda gerçekten seçiciyimdir.
Bu kız gerçekten olağanüstü bir güzelliğe
sahipti arkadaşlar. Siyah beline kadar
saçları vardı, elmacık kemikleri hafif çıkık
dudakları tam kararında kalın ve kaşları
gayet net ve yay gibiydi. Gözleri güzel
bir kahverengi tonunda ve eşek göz diye
tabir ettiğimiz şekildeydi. Tüm bunlara
bir de makyaj eklendiğinde hiçbir erkeğin
karşı koyamayacaği hatta şu kızların bile
imrendiği tipte kadınlardandı gerçekten.
Beli incecik,göğüsleri büyük; seksi bir
vücuda sahipti. Tapılmayı, hizmet edilmeyi
hak eden birisiydi anlayacağıniz. Ses
tonu da ne çok ince ne de çok kalın insanı
mest eden ve kendisine bağlayan bir
tondaydi. Her şeyiyle kusursuz birisiydi
tek kelimeyle. Onunla bu kadar yakin
temasa geçtikten sonra artık sadece ve
sadece onu düşünüyordum. Onun kölesi
olduğum, ayaklarına hizmet ettiğim,
onun tarafindan aşağilandığım zamanları
hayal ediyor ve kendimden geçiyordum
adeta. Giyimine fazlasıyla önem verdiği
zaten her halinden belli idi. Ayrica marka
giyiyordu. Konuşma, jest ve mimiklerinden
biraz burnu havada, kendini beğenen ve
çevresindekileri ezen tipte birisi olduğunu
kanısına varmıştım doğrusu. Tabi ki bu
özellikler beni kendisine daha da bağlayan
noktalardı. Belki de bunların tam tersi
birisi ile karşılaşsaydım bu kadar artmazdı
onunla ilgili heyecanım.
O kutlu günden, bir ya da iki gün sonra
anneme durumu açıklamıştım. Onceden
de demiştim annem pek takmaz böyle
şeyleri. "Tamam, sen istiyorsan olur deyip
geçiştirmişti.". Umrumda da değildi zaten
sadece ona ulaşmayı hayal ediyordum.
Annemle konuştuktan sonra, onu arayıp
durumu açıkladım ve annem ile kornuşup,
fiyat gün konusunda anlaşabileceklerini
söyledim. Kabul etti ve annemle konuştular.
Heyecanı bekleyişin sonunda, görüşme
bitti ve haftada 3 gün 2 saat olmak
üzere ders alacağımi ve saatliği 150tl'
ye anlaştıklarını söylemişti annem.Īşte
olmuştu sonunda. Artık tek yapmam
gereken, şimdilik hayallerimin ileride de
hayatımn efendisi ve sahibi olacak bu
muhteşem varlığa kavuşacağım ilk ders
günümü beklemekti..
Ilk ders günü pazartesi idi. Günler geçmek
bilmiyor ve düşündükçe kalbim deli gibi
atuyordu heyecandan. Şöyle böyle derken
günler geçti ve o gün geldi. Gündüz yine
okuldaydım. Akşam sekizde orada olmak
üzere anlaşmıştık.Îk defa gittiğim için,
hem de kibarlık olsun düşüncesiyle
saat 7.30 gibi evimize yakın bir alışveriş
merkezine gidip tatlı almaya karar verdim.
Önce iyi bir duş aldım saçimi vs. yaptim,
özenle giyindim. Baya iyi olmuştum. Bu
arada tipimde fena değildir hani. Evden
çıkip alşveriş merkezine doğru yürümeye
başladım. Kendimde çok sevdiğim ve
onunda seveceğini düşündüğüm için ekler
tatlisı aldım. Artık zamanı gelmişti.0 yüce
varlhğin evine doğru yola koyuldum .
Diş kapiya geldiğimde zili çaldım. Yine
o büyüleyici sesiyle "kim o? " diye
seslendi. "Benim hocam." dedim. Açtı
kapiyı. Asansöre bindim aynada kendime
bakıyordum, yanaklarım ve kulaklarım
kipkirmizi olmuş cayır cayir yaniyordu.
Ellerim titriyordu. Düşüp bayılmadan
herhangi bir koltuğa oturabilmeyi diledim
o anda sadece. Asansörden indim ve kapiya
doğru yürüdüm.
Kapida bekliyordu. Yine muhteşemdi.
Üstünde çok açık bir pembe renginde
mini bir şort vardı. Ūstündeki beyaz v
yaka t-shirt, çıplak ayaklarıyla giydiği
leopar desenli kapalı klasik ev terliği ile
beni benden almıştı. Tüm bunları saliseler
süren bir süzme ile görmüştüm tabi ki.
Ayıp olmasın diye çok fazla bakmamıştım
ama onunla ilgili her şeyi o kadar özenle
yapıyordum ki bu bile her detayını
alglamama yetmişti benim için. Bu
halinden rahat bir insan olduğunu gayet net
anlayabiliyordum. Gayet sicak ve samimi
bir gülümsemeyle bekliyordu, "merhaba
hocam" dedim. "merhaba canım, hoşgeldin
gel bakalım içeri" dedi ve girdim. Salona
doğru o önde ben arkada ilerliyorduk.
Girdiğimizde oturmam için yer gösterdi,
ben de "hocam oturmadan şunu vereyim,
elim boş gelmek istemedim.Buyurun"
dedim. "Ah, niye zahmet ettin, teşekkür
ederim" diyerek poşeti aldı ve mutfağa
götürdü.
Diğer odaları çok fazla görme firsatım
olmamiştı henüz. Ancak bir öğrenci evine
göre iyi bir evdi. Ozenle döşendiği belli
oluyordu. Eşyalar modern ve kaliteli
duruyor , evde çok abartı olmayan lüks bir
hava vardı. Giyiminden ve bakımindan ve
evinden gayet net anlayabiliyordum ki;
diş görünüşüne kesinlikle çok önem veren
birisiydi. Mutfaktan elinde aldığım tatlı
ile geldi, masaya koydu. Naber, nasılsın
gibi normal muhabbetler döndü kısa bir
süre. O fasıldan sonra, "e hadi başlayalım
artk istersen,ama başlamadan içecek bir
şeyler hazırlayayım.Sicak veya soğuk ne
içmek istersin?" dedi. Misafirperverliği
hoşuma gitmişti doğrusu, hemen lafa girip
" siz oturun efendim lütfen burada hizmet
etmesi gereken benim." demek geçse de
içimden. "Soğuk bir şey alabilirim hocam"
dedim." Kola ?" diye sordu. Onayladımn
ve içeri gidip içeceklerle geldi. Artık
masaya oturmuş derse başlamıştik. Once
düzeyimi sordu, ben de ciddi anlamda
hiç bir şey bilmediğimi. Temelimin dahi
çok zayıf olduğunu söyledim. Gülerek
"Sen de boşuna okumuşsun bu kadar
senedir, o zaman en baştan başlayacağız'"
dedi. "Nasıl derseniz hocam" diye karşılık
verdim. Anlatmaya başlamışti. Konuşurken
gözlerine,dudaklarına bakıyordum. Nasıl
bu kadar güzel olabildiğini düşünüyordum
kendi kendime.
Bir yandan o anlatıyor ben dinliyorum,
diğer yandan ikimizde ağzımiza tatli
tikıştıriyorduk. Fazla fazla almıştım.o
da hepsini koymuş galiba. Koca bir tabak
tatli vardı. Afiyetle yemesinden, onun da
ekleri sevdiğini anlamıştım ve sevinmiştim.
Benim yaptığım bir şey sonucunda onun
memnun olması garip bir haz vermişti bana. Sanki bana gidip onu almam
emretmiş ve bende alıp getirerek görevimi
yapmişım, şimdi de efendime hizmet
etmenin sonsuz mutluluğu içindeydim.
Derken birden bana seslendiğini fark
ettim. Bunları düşünürken dalıp gitmişim.
Kendime gelince "buyurun hocam" dedim.
"Bu kadar mi sıkıcı anlatiyorum, kafan
nerelerdeyse duymuyorsun bile " dedi.
Ben de " yok hocam olur mu çok etkili
anlatiyorsunuz, şimdiden kafama girmeye
başladı bile." dedim. " Bunca seneden sonra
bir şeyler girebiliyor demek ki en azından"
deyip gülmüştü. o espri yapmışti ama,
beni bu şekilde aşağılaması bile sertleşmeme
yetmişti. Ama kendime gelmeliydim. Bu
düşüncelerden kafamı arındırip devam
ettim.
Bir süre sonra içeceklerimiz bitmişti.
Bardakları alarak tazelemek üzere kalktı.
Mutfağa doğru giderken, arkasından
ayaklarina baktım. Çıplak ayaklarıyla
giydiği terlikten sadece ayaklarının bir
kismi ve topukları gözüküyordu. O kadar
seksi bir görüntü vardı ki size bunu
anlatamam. Topukları pespembe, gel yala
beni diye kendini yırtuyordu sanki. Benimki taş gibi olmuştu, dar bir kot giydiğim
için acımaya başladı resmen. Elimle hızlıca
yana attim.Īçeceklerle birlikte geldi
ve derse devam ettik. Bir sure sonra bir
buçuk bardak kola içmenin sonucu olarak
deli gibi çişim geldi. Bir süre tuttum ama
artık dayanamiyordum. "Hocam müsaade
edersiniz bir tuvalete gideyim, hem ara
vermiş oluruz sizde yoruldunuz" dedim.
"Tabi olur, ben de bir teleforn görüşmesi
yapacaktım zaten" dedi ve banyonun yerini
tarif etti. Ben çıkarken koltuğa kurulmuş
telefonuna bakıyordu. Banyoya girdim.
Düğmelerimi hoplaya zıplaya çözüp son
anda rahatlamıştım. Işerken gözüme
yanda topaklanıp köşeye bırakılmış
bağcıklar ilişti. Tahmin ediyorum ki
geçen bölümlerde bahsettiğim beyaz
superstarların bağcıklarıydı bunlar.
Alttan durmadan kendini hissettiren,
ikinci beynim ipleri eline aldı tabi hemen.
Bağcıklar baya bir kirliydi. Yikamak üzere
buraya koyduğunu tahmin etmiştim.
Ama benim ağzim dururken herhangi bir
şeye ne htiyaç vardı değil mi? Bunları
düşündüğüm için sifonu çekmemiştim,
içeriye ses gitmesin diye. Telefon görüşmesi
yapacağını bildiğim için de kendimi
biraz daha rahat hissediyordum açıkçası.
Bağcıkları elime aldım. Baya kirlenmişlerdi
gerçekten. Hemen aldım ağzıma, çamaşır
makinesi gibi döndürüyor, çiğniyor,
emiyordum deli gibi. Ağzıma, artik baya
bir tanidiğım o kir tadi geliyordu yine. Ama
zevkten başım dönüyordu resmen.
Sonra aklıma kirli sepeti geldi. Hemen
açtım kapağını bir kaç kere alt üst ettikten
sonra, aradığım hazineyi bulmuştum
sonunda. Siyah naylon çoraplarıydi bunlar.
Elime aldiğım gibi koklamaya başladım.
Deli gibi kokluyordum . Nefesimi içime
çekiyor geri vermek istemiyordum resmen,
o kokunun sonsuza kadar ciğerlerimde
kalmasını istiyordum. Naylon çorabın
o bilindik kokusu vardı, ayak kokusu
ile birlikte. Îlk defa kokluyordum onun
çoraplarını tüm gün ayaklarında
durup ayağındaki tüm teri emen bu
muhteşem çorapların kokusu doluyordu
ciğerlerime. Düşündükçe kendimden
geçiyordum. Şimdi anı hayal ederek
dişardan bir gözle bakıyorum da, ne kadar
zavallı bir haldeyim. Ağzında bir kızın
ayakkablarının kirli bağcıkları, bir elinde çorapları deli gibi kokluyor, gõzleri kapali,
kendinden geçmiş halde bir insan, ya da bir
yaratık mı demeli bilemiyorum. Neyse...
Bu durumda bir süre geçirdikten sonra,
kulağım içerideydi ve telefonda görüşürüz
gibi bir şey duydum. Hemen çoraplari
sepete attım kapağını kapattım. Bağcıkları
ağzımdan çıkarttm. Sırilsıklam olmuşlardı
resmen ve gerçekten temizlenmişlerdi.
Tabi ikincil beyin () devreden çıkıp ana
beyin devreye girince, gerçekler bir bir
gelmeye başladı. Ya fark ederse ıslak
olduklarını diye düşünmüştüm hemen.
Ama yapacak pek bir şey yoktu. Artık
çikmam gerekiyordu ve umarim fark etmez
diyerek bulduğum gibi koydum yerine.
Sifonu çekip içeri geçtim. "Nerede kaldın,
deliğe filan düştün sandım" dedi gülerek.
"Kusura bakmayın hocam, karnım biraz
kötü bugün" diye bir bahane uydurdum
utanarakta olsa. Bundan sonra derse
biraz daha devam ettik neredeyse iki saat
geçmişti. "Bugünlük bu kadar yeter, yavaş
yavaş ilerleyelim ki aklinda kalsın bilgiler"
dedi. "Peki hocam siz nasil derseniz. Ama
öğrendiğimi hissediyorum, gerçekten
teşekkür ederim" dedim. "Kaç saattir
boğaz patlatiyorum artık anla yani"
diye espriyle cevaplamıştı. Bende gülerek
"Haklisnız hocam valla , çok iyi
anlatiyorsunuz, sizin gibi öğreten olsaydı
çoktan öğrenirdim." diyerek yalaklığın
dibine vurduktan sonra, müsaade istedim.
Kapiya kadar uğurladı ve vedalaştık. Artık
evimdeydim. Tabi ki ilk işim tuvalete
giderek hala burnumda olan o çorapların
muhteşem kokusuyla, rahatlamak oldu.
Kendimi yatağa attım ve yine bağcıkları
fark etmemesini dileyerek hayal dünyasına
doğru yolculuğuma başladım.

     
 
what is notes.io
 

Notes is a web-based application for online taking notes. You can take your notes and share with others people. If you like taking long notes, notes.io is designed for you. To date, over 8,000,000,000+ notes created and continuing...

With notes.io;

  • * You can take a note from anywhere and any device with internet connection.
  • * You can share the notes in social platforms (YouTube, Facebook, Twitter, instagram etc.).
  • * You can quickly share your contents without website, blog and e-mail.
  • * You don't need to create any Account to share a note. As you wish you can use quick, easy and best shortened notes with sms, websites, e-mail, or messaging services (WhatsApp, iMessage, Telegram, Signal).
  • * Notes.io has fabulous infrastructure design for a short link and allows you to share the note as an easy and understandable link.

Fast: Notes.io is built for speed and performance. You can take a notes quickly and browse your archive.

Easy: Notes.io doesn’t require installation. Just write and share note!

Short: Notes.io’s url just 8 character. You’ll get shorten link of your note when you want to share. (Ex: notes.io/q )

Free: Notes.io works for 14 years and has been free since the day it was started.


You immediately create your first note and start sharing with the ones you wish. If you want to contact us, you can use the following communication channels;


Email: [email protected]

Twitter: http://twitter.com/notesio

Instagram: http://instagram.com/notes.io

Facebook: http://facebook.com/notesio



Regards;
Notes.io Team

     
 
Shortened Note Link
 
 
Looding Image
 
     
 
Long File
 
 

For written notes was greater than 18KB Unable to shorten.

To be smaller than 18KB, please organize your notes, or sign in.