Notes
Notes - notes.io |
Hakan...
Odaya girdiğimde Gökçe bacak bacak üstüne atmış, dirseklerini dizlerine koyup içine kapanmış halde düşünüyor gibiydi, saçlarını arkada toplamıştı, yüzü açıkta kaldığı için tamamen o sinirli ifadeyi görmemek imkansızdı.
'' Otur!'' diye emir verdi resmen, ben de aynen dediği gibi yaptım, karşısındaki kanepeye oturdum. Bana bakıyordu, beni süzüyordu, gözlerinin kıpkırmızı olduğunu görebiliyordum, ben gelmeden evvel uzun süre ağladığı belliydi. Fakat şimdi o güçsüz halini geride bırakmak isteyen kızgın surat beni kesiyordu. '' Benimle paylaşmak istediğin yeni bir şey var mı?'' diye sordu.
'' Gökçe, neden bahsediyorsun?'' diye anlamazdan geldim. '' Beni sen çağırdın.''
'' DEDİM Kİ,'' diye atıldı, sesini yükseltti. '' Bana söylemek istediğin bir şey var mı?''
Hala yediğim boklar hakkında ne kanıtı vardı da bu kadar kızıyordu emin olamadığım için salağa yatmaya devam ettim, sonuç olarak kendimi tekrarladım. '' Beni sen çağırdın. Niye ki?''
'' Çünkü bu evliliği kurtarmaya çalışıyorum,'' diye belirtti. '' Çünkü, Şeyma ile aranda yaşananlar hakkında bana dürüst olma şansı veriyorum sana, çok geç olmadan. Yani.. Tekrar soracağım. Bana söylemek istediğin bir şey var mı?''
'' İki gün evvel buna benzer bir konuşma yapmamış mıydık canım?'' diye cevaplarken yine mağdur taraf benim aslında imasında bulunuyordum, kırgındı ses tonum.
'' Evet, yaptık, ama bu benim elime bazı kanıtlar geçmeden önceydi seni Allah'ın belası, sen yalancı bir adisin Hakan!'' Sertti sözleri ama sanırım haklıydı dürüst olmak gerekirse.
'' Ne kanıtı?'' diye sordum.
Seninle konuşarak bir yere varamayacağız der gibi derin bir nefes alıp içine çekti ve devam etti. ''Bütün bu hafta boyunca ne kadar da salakmışım anlamış oldum, ama şimdi farkına varıyorum da sen baya baya profesyonel yalan konuşabiliyorsun yahu, ben de gelmiş senin ağzından doğru birkaç cümle almaya çalışıyorum, hata bende tabii.''
Gökçe...
Telefonumu elime alıp videoyu bulmak için dokunmaya başladım, Kadir telefonunu verince kendime de yollamıştım bana gösterdiği kesiti, ne kadar sinirli olsam da, izlemeye katlanamasam da bu görüntü bana lazımdı.
Sonunda videoyu bulup oynatma düğmesine bastım ve ekranı elimde yan çevirip videoyu geniş ekran yaptım, Hakan'a doğru çevirdim. Şeyma ve Hakan'ın ibretlik hikayesi ekranda oynuyordu şimdi, sevişme sesleri odaya yayılırken sesi sonuna kadar açtım. Hakan elini uzatıp telefonu almak ister gibi bir hamle yapsa da elimi geri çekerek buna engel oldum. '' Hopp.. Merak etme AŞKIM,'' dedim tam o sırada Şeyma'nın 'aşkım' diye seslendiğini duyunca ekrandan. '' Ben zaten izledim sabah Kadir'le birlikte, o yüzden telefonu elimden almaya falan kalkma. Bu seans şimdi senin için, sen de izle bakalım da kendini belki yerime koyarsın, ben kocamı başka bir kadınla sevişirken izlediysem ne hissetmiş olabilirim. O yüzden arkana yaslan da şunu bir izleyelim. Aslına bakarsan, belki de tam şu an da senin o kaltakla Kadir de aynısını yapıyor olabilirler.''
İlk gördüğümden beri cesaret edip bir daha bakmamıştım videoya, o yüzden yeniden açtığımda yine krizlere sokacak kadar yaralıyordu beni duyduğum sesler ve konuşmalar, ekranı ona çevirip yalan konuşmuştum zaten izledim diye ama iğreniyordum işin aslı.
'' Gökçe, zaten izlediysen yeniden açmandaki maksat ne olabilir ki? Amacın ne senin?'' diye sesinde panikle beni durdurmaya çalışıyordu şimdi.
'' Bana salak salak sorular soracağına benim sana sorduklarıma cevap versen nasıl olur?'' dediğimde verecek cevabı yoktu.
Sessizce izliyordu şimdi, ara ara gözlerini kaçırıp başka yöne bakıyor, sonra da tekrar telefonun ekranına bakıyordu Şeyma'nın birden yükselen zevk çığlıklarıyla irkilip.
'' Nasıl? Berbat mı hissettirdi yoksa gurur mu duydun AŞKIM? Çok mu seviyorsun sen Şeymacığının memelerini? Karından daha mı zevkli? Orospu karı...Kevaşe..''
Bu varyasyonda edebileceğim daha çok küfür vardı, hala kendimi kontrol edebilmeme şaşırıyordum.
İki gece sonra ben sensiz nasıl duracağım Hakan, seni Gökçe'ye bırakamam...
Gökçe'den daha darsın, bayılıyorum amına...
Duyduklarıma inanamıyordum.
'' Bu sözler gerçekten benim kocama mı ait? Ne kadar acıtıyor bunları duymak tahmin ediyor musun Hakan?'' derken sesim acımasızca üzgün ve mutsuzdu. '' Gerçekten bunları inanarak mı söyledin?''
'' Hayır tabi ki, sadece.. O anın sıcaklığıyla işte söylenmiş sözler,'' derken biraz olsun pişman görünüyordu, süt dökmüş kedi gibiydi. '' Tamam, Şeyma ile biraz ileri gittik, sana da bu konuda yalan söyledim, ama bu seni sevmediğim anlamına, seni istemediğim anlamına gelmiyor.''
'' Yani, şimdi itiraf ettiğin gibi bana sürekli yalan söyledin,'' diye sözünü kestim. '' Nasıl da becerdin bütün şüphelerimi ters yüz etmeyi, tebrik ediyorum seni, tam bütün bu olanların çok büyük bir hata olduğunu düşünmeye başlamışken sana olan güvenimi suistimal edip beni inandırdın aranızda ekstra birşey olmadığına.''
Nefret ediyordum adamdan artık.
'' Ama dur, cevabın hazır değil mi senin? Bütün herşeyi ben başlattım, ben izin verdim sana, seni zorladım o orospunun koynuna gir de tutkulu tutkulu becer onu diye. Ben onay verdim, olur mu hiç, dedim geç orasını burasını yala, önden arkadan istediğin gibi yanaş, 69 da yaptınız mı canım? Bacak omuza? En çok kim seviyormuş üstte olmayı? Götünü de sikseydin canım...'' Son cümleden sonra ağzımdan çıkanlardan ben kendim utanıyordum sanki ama sinirim geçmiyordu.
'' Saçmalama Gö..''
'' Gö?? Gö??''
'' Gökçe.. En başından kabul etmemeliydim, çok büyük bir hata yaptım,'' derken ben de keşke zamanı geri çevirmenin bir yolu olsa diye bir an düşündüm ama sonra kocamın fırsat eline geçince ne hale büründüğünü gördüğüme daha çok sevindiğimi fark ettim.
'' Şeyma ile olan arkadaşlığım bitti Hakan,'' dedim. '' Bu saatten sonra asla geri dönüş olmaz, asla güvenmem o zilliye. İnşallah hamile falan da kalamaz, gebersin. Ama asıl sorun şu. Sana güvenebilir miyim? Evliliğimizi kurtarmak istiyor muyum? Evliliğimizi sürdürebilmek için fedakarlık yapmaya değer mi?''
'' O ne demek şimdi. Evliliğimizi devam ettirmek istiyorum tabi ki, elimden geleni yapmaya razıyım, fazlasını, bana tekrar güvenmen için ne gerekiyorsa.''
O konuşuyordu ama benim beynimde Şeyma'nın sesi yankılanıyordu. Gökçe'den daha darsın, bayılıyorum amına...
'' Tamam, hadi o zaman, eğer benim yerimde sen olsaydın, ne yapardın bu durumda Hakan?''
Hakan...
Bu sorunun cevabını düşünmeme bile gerek yoktu ama içimden bir ses Gökçe'nin beni bir yere yönlendirmek için aradığı cevapları söylememin yolunu yaptığını söylüyordu.
'' Birincisi, sana söz veriyorum asla bir daha Şeyma ile böyle bir şey yaşanmayacak,'' dedim dikkatlice. '' Asla onu bir daha görmeyeceğim, bu lafıma inan.''
'' Bu zaten olamaz ki, lafa bak, yoksa senin o sikini keserim Hakan. Başka?''
İkinci olarak ne söyleyecektim? Birinci diye neden cümleye başladım bilmiyorum, bir süre düşündüm ama sonunda eski yönteme döndüm. '' Beni affet diye yalvarmam gerekiyorsa yaparım.''
'' Yani, bunu da zaten yapacaksın,'' diye devam etti Gökçe. '' Ama benim aklımda başka yollar var. Bana yaşattıkların ve bana saygı göstermemen, ne kadınlığıma, ne eşliğime, ne de anne olmama değer vermeden düşüncesizce yaptıkların için seni affetmem imkansız gibi, yine de ben güçlü bir kadınım ve benim kendime saygım var. Bu aile için emek verdim, yıkmak çok kolay olur, seni hala seviyor muyum? Şu an buna cevap vermeyeceğim ama o orospu ile üç gün boyunca yaptıkların yüzünden çocuklarımın yuvası dağıtmama ihtimalim var.''
Bir süre sessiz kalıp beni süzdü ve sonra devam etti.
Gökçe...
'' Ben buna gözyaşı ve üzüntüyle uzun süre yaşayacak değilim, bu görüntülere baktıktan sonra sabah kalkıp hiçbirşey olmamış gibi seni affettim deyip hayatıma devam edemem Hakan.''
Hayır böyle olmayacaktı. İffetsiz olan oydu, ömrümün geri kalanını aldatılan ve kıskançlık krizlerine giren taraf olarak geçirmeye niyetim yoktu.
'' Hayatımın geri kalanını kendimi suçlayarak ve o gün neden daha farklı bir tepki vermedim diye geçiremem. Hayır. Bu acıyı içimden çıkarıp atmanın tek bir yolu var. Ödeşmek. ''
'' Ne demek ödeşmek? '' Hakan şaşırmıştı sözlerim karşısında.
'' Diyorum kiii.. Senin bu yaptığına verilecek en güzel cevap ve bu evliliği devam ettirmem için yapmam gereken şey seni affetmek değil, seninle ödeşmek. Kısasa kısas canım. Böylece ikimiz de hatalarımızdan ders almayı öğreniriz ve bunu geride bırakırız. Bana yaşattığını sana yaşatacağım. Ben de başkası ile sevişeceğim, böylece beni hem bedenen hem de sözlerinle aldatmanın acı faturasını ödeyeceksin.'' Bu sözleri söylerken düşündüğümden daha çok zorlanmıştım, çok ama çok büyük laflardı. Ne tepki vereceğini bilmiyordum ama evliliğimiz boyunca bana fiziki şiddet uygulamayan bu adam yerinden kalkıp üstüme yürüse bu lafların üstüne şaşırmazdım.
'' Ne?! Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Evliliğimizi kurtarmak için başkası ile mi yatacaksın?'' Aniden ayağa kalktı. '' Kimle?''
'' Kimle demek.. Yani sevişmemi kabul ediyorsun ama kim olduğuna mı itiraz edeceksin?'' dedim, onu kızdırmak, canını acıtmak hoşuma gitmişti.
'' Etmiyorum tabi ki. Yoksa.. Kadir mi? Birşey mi oldu yoksa?''
Yok artık dercesine gülmeye başladım, sinirlerimiz gerçekten bozulmuştu sanırım. '' Kadir mi? Şaka mı bu? Bana daha fazla ne kadar hakaret edebilirsin gerçekten şaşırıyorum Hakan. O gerizekalı için kılımı kıpırdatmam.''
Daha fazla hırçınlaştığını görmek istiyordum. '' Tabi bugün denedi kendisi bunu ama.. ''
'' Neyi denedi? Delirtme adamı Gökçe. Birşey mi oldu aranızda? ''
'' Otur yerine be! Adamın karısını beceren sensin, kes şu hesap sormayı! Videoyu izledikten sonra intikam mintikam birşeyler zırvaladı ama evden kovdum gitti. Orospu karısından hesap sorsun o önce.''
'' Vay şerefsiz ırz düşmanı. Tamam, bunlarla artık görüşmüyoruz. Onu ilk gördüğüm yerde ifadesini almıyor muyum ben bakayım,'' dedikten sonra yanıma yaklaşmaya çalıştı ama ben geri adım atarak elimle ittim onu.
'' Evlenmeden önce sana ne demiştim hatırlıyor musun? ''
'' Ne demiştin? ''
'' Herşeyi affederim ama aldatılmayı, ikinci kadın olmayı, asla kabul etmem. ''
'' Evet, demiştin... ''
Erkek olan ben olsaydım belki de başvuracağım şey şiddet olurdu şu an, ağzını burnunu kanatsam içimdeki volkan küllenir miydi ki? Yaraları iyileşince yaptığı yine yanına kar kalırdı. Ölene kadar canını acıtmam gerekiyordu.
'' Seni aldatacağım Hakan. Bunu yapacağım. İstersen boşa beni, bu görüntülerle bu tek celsede halledilir. Çocukları bana bırakırsın hem, nasılsa yenisi yoldadır şimdiye. Seni aldatacağım, belki yarın, belki bir sene sonra. Bununla yaşayacaksın. İstersen beni döv şimdi bu sözleri yüzüne söyleyebildiğim için, istediğini yap. İstersen hergün, her adımımı takip et, fark etmez, sinsilik sana özgü değil bilesin. Aldatılmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğreneceksin.''
Ağzını açıp birşey diyecek oldu ama zil çaldı.
Çocuklar servisle eve gelmişti. Hala ayakta afallamış halde duran Hakan'ın yanından geçip kapıyı açtım.
'' Hoşgeldiniz canım çocuklarım,'' dedim ve ikisini de bağrıma basıp öptüm. Gözlerimden birer damla yaş aktı.
Bölüm 14
Emre...
'' Her taraf ne kadar da düzenli böyle.. Benden daha temiz tutuyorsun evini, '' dedi saçlarımı okşarken. İlk defa geliyordu.
''Kendime viski koyuyorum. Sen ne alırsın?'' diye sordum.
''Varsa kırmızı şarap olur.''
Dolabı açıp bir kadeh aldım, daha önceden açtığım cabarnet savignonun tıpasını çıkarıp biraz şarap doldurdum, viskime buz atmak için buzluğu açtım ve ona seslendim.
''Televizyondan beğendiğin bir radyoyu açabilirsin, şarabını getiriyorum,''
İçkileri hazırladım ve elime alıp yanına gitmek için yürümeye başladım, sesi tanıyordum, Phil Collins in the air tonight'ı söylüyordu.
Kanepede yanına oturdum şarap kadehini eline uzattıktan sonra.
''Haftada bir temizlikçi geliyor. Genelde dışarıdan söylüyorum ama yemek yaparsam da temiz çalışırım. Biraz simetri hastalığı falan var bende. Düzgün olmalı her taraf.''
Sekiz yaşından sonra annem babam ayrıldığı için, annem beni yetiştirme yurduna vermişti. Bir iki sefer koruyucu aile yanında yaşasam da şansım yaver gitmedi hiç. Sonunda yurda geri dönüyordum. Aslına bakarsak belki de şansım yaver gitmişti. Psikolojik travmalar yaşamadım, hep iyi müdürlere ve memurlara denk geldim diyebilirim, başarılı bir öğrenciydim, sakatlanana kadar basketbol takımındaydım, en iyisi olmasa da iyi bir üniversitede okudum. Görüştüğüm bir ailem olmasa da yeterince arkadaşım vardı. İşimden de memnundum.
Yakışıklı olduğumun farkına varmam uzun sürmedi, gittiğim her okulda kızlarla iletişimde problem yaşamıyordum. Üniversitede uzun soluklu bir ilişkim olmuştu ama kızın ailesi beni tanımadan önyargılı yaklaşmıştı bana karşı, yetiştirme yurdunda büyümüş olmamı, bir ailem olmamasını sorun ettiler ve ayrıldık. Aslında benim miladım da o oldu. Kadınlarla ciddi düşünemiyordum. Bir psikoloğa gitsem Freudien bir bakış açısıyla anne sevgisinden yoksun kalmama bağlayabilirdi bunu ama benim bunun altında yatan nedeni önemsediğim söylenemezdi. Sevişmeye değer bulduklarımla sevişiyordum sadece.
''Yetiştirme yurdundan kalma bir alışkanlık diyelim, etrafı dağıttığımızda cezası büyük olabiliyordu,'' dedim. ''Ortalığı dağıtmak gibi bir niyetin mi var yoksa?''
''Bilmem, beni evine neden davet ettiğine bağlı.''
Şarabından bir yudum daha aldıktan sonra kadehini hemen yanı başındaki sehpaya koydu. ''Senin neden kabul ettiğine de bağlı değil mi?'' dedim ve ben de viskimi aynı yere koymak için uzandım, uzanırken de üstüne doğru eğilmem gerekiyordu, ben ilerlemeye çalıştıkça o da arkasına doğru yaslandı, bardağımı bırakıp biraz daha üstüne kapaklandım, boşta kalan elimle kalçasından baldırına doğru kayıp bacaklarını kanepeye uzatmasına yardımcı oldum. Üstünde çok dar bir kot pantalon vardı.
''Kibar versiyonunu mu duymak istersin yoksa daha amiyane bir tabir mi?'' diye sordum.
Dudaklarını dudaklarımla aralayıp ağzının içine girmeye çalıştım, şarabın tadını alabiliyordum, bacağımın birini bacak arasına yerleştirmiştim şimdi, sürtündükçe ateşini hissedebiliyordum, baldırımla inadına baskı yapıyordum apış arasına, yanıyordu.
'' Kibar olanı duyayım..'' diyebildi.
Kulağının arkasında dilimle gezinmeden önce fısıldadım. ''Tutkulu bir sevişmeye ne dersin?''
Elini kalçama doğru uzatıp kendine bastırırken yine sordu. ''Hmm..Yeterince kibar. Amiyane tabirle deseydin?''
Elimi kot pantalonunun içine sokarken devam ettim. ''O zaman şey demek zorunda kalırdım. Sabaha kadar evire çevire sikip, amını götünü bir etmek istiyorum.''
''Ahhh,'' derken nefesini ensemde hissettim.
Artık başka söze gerek yoktu. O da ellerini belimden içeri sokup kalçalarımı sıkıyordu, parmaklarımla külotunun içine girdim, ortadaki üç parmağımla oynuyordum onunla, ikisi ile dudaklarını ayırıyor, ortadaki ile yarığı boyunca geziniyordum, yiyiştikçe daha da ıslanıyordu, kolayca giriyordu parmağım içine artık. Boynunda, koynunda öpmediğim yer kalmamıştı, dilimle gezdikçe teni parlıyordu ağız sıvılarımla, üstünden biraz olsun kalktım, pantolonunu çıkarmak için çalışırken ben o da üstündekileri çıkarıyordu, sonunda sadece külotu ve sütyeni kalmıştı üstünde. Ayağa kalkıp bacaklarını havaya kaldırdım ve altından külotunu sıyırdım bir hışımla. Hemen önüme eğilip bacaklarını dizlerinin arkasına gelen kısmından tutup geriye doğru ittirdim, önümde ikiye katlanmıştı resmen, hala ellerimle geriye iterken bacaklarını amı yarma şeftali gibi önüme serilmişti. Kanepede iki büklüm haldeydi resmen, itiraf etmeliyim ki çok iştah açıcı bir görüntüydü, temiz kadınlara bayılıyordum. Ağzımı kocaman açıp hepsini yutarcasına aldım, yememek için zor duruyordum ama zaten durmadım, susuz kalmış bir köpek nasıl diliyle içiyorsa öyle yalaya yalaya içiyordum onu. Ara ara dilim diğer deliğine değdikçe irkilmesi de hoşuma gidiyordu. Göl olup akıyordu ağzıma, onu getirmek istiyordum, hala yalarken uzanıp meme uçlarını buldum, iki elimin işaret ve baş parmakları ile fındık tanesi gibi dikilen uçlarını çekip sıkıyor, oynuyordum. Artık dayanamıyordu, bacaklarını tutmayı bıraktığım için ikisini de uzatmış, kasılmaya başlamıştı, sonunda dilimi kullanmayı bıraktım, küçük küçük öperek bacak arasından ayrıldım.
'' Bitirdin beni,'' diyebildi ellerini saçlarına götürürken.
'' Daha yeni başlıyorum,'' dedim ve iki bacağından tutup sırtını kanepeye dikine yerleştirip bacak arasına geçtim, bu sefer gerçekten ikiye katlamıştım onu. Sikimi sapından tutup elimle kafasını amına vurmaya başladım, çıkan ses çok kışkırtıcıydı, kafasını yarığının girişinde gezdirip onunla oynuyordum, sonunda tek seferde köküne kadar soktum, bacakları aramızda kalıyordu şimdi, zayıf olduğu için zorluk çekmiyordu, yüzlerimiz karşı karşıya kalan kadar abandım ve ellerimle arkasına dolandım, tamamen hakimdim ona. Tempomu yavaş yavaş arttırarak kalça darbeleriyle amına girip çıkmaya başladım. Üstüne abanmam hoşuna gidiyordu, kendini tamamen bana bırakmıştı, tekrar öpüşmeye başladık, dudaklarını bırakmıştım, dilimle dilini okşuyor, emiyor, yutuyordum, french kiss konusunda başarılıydı, resmen emişiyorduk.
Bir süre daha bu şekilde devam ettim, ben de çok zevk alıyordum, en dibine kadar zorladıkça kafası rahminin duvarlarına vuruyordu sanki, çok sıkı olmasa da çok kaygandı deliği, kendime hakim olmaya çalışarak tempoyu ayarlıyordum.
''Dizlerinin üstüne geç,'' dedim sonra. ''Prezervatif alıp geliyorum.''
Odaya geçip koyduğum yerden bir tane alıp geliyordum ki, telefonum çaldı.
'' Telefonun çalıyor,'' dedi. '' İhsan bey patron.''
'' Boşver çalsın,'' dedim.
Sikime geçirirken ben şapkayı, o da dediğimi yapmış dizlerinin üstüne geçip başını kanepeye eğmişti. Arkasına geçtim iki elimle kalça yanaklarını ikiye ayırıp birkaç kere daha yaladım onu ve sonra kendimi hizalayıp, içine girdim tekrar. ''Çok güzel sikiyorsun,'' dedi.
Cevap vermeden kalçalarının hemen üstünde başlayan kemiklerinden destek alıp gel git yapmaya başladım, prezervatif taktığım için aldığım zevk biraz azalmıştı, daha geç boşalacağımı bildiğim için daha kolay abanıyordum artık, altımda zevkten inliyordu, nefes alışlarındaki ritmi kasıklarımın kıçına vuruş hızı belirliyordu, her temasta nefes alışı çıkardığı ıh sesini kalınlaştırıyordu.
Uzanıp saçlarını elimle topladım, at kuyruğu yapıp tek elimle tutup kendime çektim, başı geriye doğru gelmişti şimdi, bir elimle kuyruk sokumuna yerleştirdiğim elimin ayası, diğerinde saçları, ata biner gibi sikiyordum şimdi onu. İkimiz de kıvama gelmiştik ki, telefon yine çaldı. Anın şiddetiyle önüme odaklanmıştım.
''Gökçe arıyor,'' dedi mayışmış ses tonuyla, yüzü sehpaya yakın olduğu için görebilmişti. Gökçe'nin aradığını duyunca içinden çıktım ve telefonu aldım, bir süre ekrana baktım.
''Nasıl yani? Patronun aradı bakmadın, Gökçe aradı ve beni bırakıyorsun. Kim bu? Sevgilin mi?'' dedi bana bozularak. En ateşli anında kızı bırakmıştım öylece.
''Az müsaade eder misin?'' dedim ve arkamdan serzenişlerini duymayarak lavaboya geçtim, kapıyı kapatıp telefonu açtım.
''Gökçe?''
Gökçe...
Aynaya baktığımda gördüğüm bedenden nefret etmeye başlamıştım. Denediğim hiçbir elbiseyi kendime yakıştıramıyordum, üstümdeki kırmızı elbiseyi bir kere bile giymek nasip olmamıştı ama arkama uzanıp fermuarını bile çekmeye gerek duymadan çıkarmaya karar verdim, kendimi yaşlı hissettirmişti bana. Saçlarım berbat görünüyordu, dip boyam gelmişti. Kuaförüme gidip saçımı başımı düzeltmeye karar verdim, klasik değişiklik isteyen kadın triplerine girmiştim sanırım, ilk aklıma gelen saçlarımdı.
Cansu'nun düğününe davetliydim ama giyecek birşey bulamıyordum. Aslında onu da hiç sevmezdim ama iş arkadaşıydık, davetiye bırakmıştı, gitmemek olmazdı. İhtiyacım olan en son şey bir düğüne katılmaktı şu an.
Telefonum titreşince bir an oraya baktım ama sonra neden titrediğini hatırlayınca ilgimi kestim. Şeyma watsaptan mesaj atıp duruyordu, kaç mesaj oldu saymamıştım bile, son görüldüyü kapattım, mavi tık olmuyordu artık. Aramalarına da çıkmıyordum, onu affetmemin hiçbir yolu yoktu, bunu en iyi onun bilmesi gerekiyordu arkadaşım olarak, inadım inat biriydim, ki Hakan da bundan nasibini alacaktı.
Elbiseler dağ olmuştu neredeyse yatağın üstünde, işin içinden çıkamıyordum, telefon yine çalmaya başlayınca artık kızdım ve sessize almak için gidip baktım ama arayan patronumdu.
'' Efendim İhsan bey?''
'' Gökçe hanım iyi akşamlar, Emre'yi aradım ama açmadı, ithal ettiğimiz makinenin ödemesi için deadline hangi tarihti? Yarın değildir umarım, aklıma takıldı da.''
''İhsan bey, ödemesi haftaya çarşamba, ondan sonra iki taksit daha var, ama biz son görüşmemizde kuru bu ayki taksitin günündeki kurdan sabitledik kur dalgalanmasından korunmak için. Sağolsun kabul ettiler,'' diye detaylıca açıkladım.
İhsan bey çok memnun kalmıştı açıklamalarımdan. '' Harika. Teşekkürler Gökçe hanım, rahat uyuyabilirim şimdi. Kusura bakmayın, rahatsız ettim.''
''Estağfurullah İhsan bey. Emre de aynı cevabı verirdi açabilseydi. İyi akşamlar.''
Aslında kendi işim olmamasına rağmen konuyu bildiğim için kolayca cevap vermiştim. Normalde hiç huyum değildi ama Emre'yi aramak istedim laf sokmak için.
İsminin üstüne dokundum ve çalmaya başladı. Açmıyordu. Saate baktım, onbire geliyordu. Bu saatte aradığıma pişman oldum, tam kapatıyordum ki, ses geldi.
'' Gökçe?'' Nefes nefese kalmış gibiydi.
''Başkasını mı bekliyordun ki?''
''Hayır tabi ki. Şaşırdım aramana.''
''Ama ben şaşırmadım senin işini yapmamış olmana. İhsan bey aramış açmamışsın, makinenin deadlineı sordu.''
''Gerçekten deadline mı dedi bizim ihtiyar. O bile plaza diline geçtiyse helal olsun.''
''Adamın neyi eksik, der tabi. Sen iyi misin? Nefes nefese kalmışsın?''
'' Spor yapıyordum ya, o yüzdendir.''
'' Bu saatte mi? Gerçekten azmine hayran kaldım, ben yorgunluktan geberiyorum bu saatlerde, '' dedim.
'' Ben bekar ve genç bir erkeğim, formumu korumam gerekiyor biliyorsun. Etkilemem gereken kadınlar var.''
''Sana etkileyici yaşantında başarılar diliyorum o zaman, ben de evli ve ortayaşlı bir kadınım maalesef, etkilemem gereken bir patronum var sadece,'' diye takıldım.
'' Orta yaşlı olmaktan mı yakınıyorsun yoksa evli olmaktan mı anlayamadım. Evli olmanla ilgili yapabileceğim birşey yok ama ortayaşlı falan değilsin. Taş gibi kadınsın emin ol. Bunu etkilemesi gereken kadınlar olan genç ve bekar bir erkek olarak söylüyorum,'' dedi.
Flörtöz konuşmalara yeniden başlamıştı ama sanırım bunun sebebi bendim, ona yüz veriyordum, bundan da rahatsız olmuyordum açıkçası.
'' Yarın görüşürüz Emre,'' dedim yoksa sohbet bitmiyordu.
'' İple çekiyorum'' dedi.
Emre...
'' İple çekiyorum,'' derken sonunda kendi halimi fark edebildim. Çırılçıplak duruyordum banyoda, elimde telefon, önümdeyse kazık gibi tam karşıya bakan prezervatif takılmış yarağım. Gökçe ile konuştuğum süre boyunca gram yumuşamamıştı. Hani nasıl desem, ergenlikte olur, sesini bile duysan karşı cinsin, kan yürür ya bi yerlerine, aynen o şekildi halim.
Kızı içeride bekletmiştim, geri yanına geçtiğimde tişörtünü giymiş şarabından içiyordu, doğal olarak bozuk atıyordu şimdi bana. Yanına geçip dudağından öpmek istedim ama naz yaparak geri çekildi. ''Neydi şimdi bu? Sevgilin varsa ve ondan çekiniyorsan neden eve kız atıyorsun ki?''
''Sevgilim falan yok. Açmam gerekiyordu sadece,'' dedim.
''Tabi. Patronun telefonunu açmayıp Gökçe'yi açıyorsun ve ben de buna inanacağım.''
'' Gökçe ile aynı yerde çalışıyoruz, patrondan sonra o arayınca önemli olduğunu anladım ve açtım, bu kadar. Hem daha seninle işim bitmedi,'' dedikten sonra tekrar şansımı denedim. ''Evirme ve çevirme kısmını yerine getirdim bence, şimdi amını ve..'' öpüşmeye başladık, elini tutup aletime götürdüm, aklım hala Gökçe'deydi ama hala parmağındaki yüzüğe sadakatsizlik yapmıyordu, belki de beni ona çeken buydu. Ona saygı duyuyordum.
Hakan...
Yatak odasından bir saattir çıkmamıştı Gökçe, bana kızgınlığı bir türlü geçmiyordu, bunu anlıyordum ama gerçekten ağır sözler söylemişti, onun beni aldatabileceğine asla ihtimal veremiyordum, bu onun karakteri değildi, ona bu sözleri söyletecek kadar çileden çıkarmıştım. Televizyonu kapatıp yatak odasına geçtim.
'' Şeyma mesaj atıp duruyor, telefonlarına bakmıyormuşsun,'' dedim ağzından iki çift laf duymak için.
'' Ne yapabilirim?'' dedi soğuk bir ses tonuyla.
'' Sen cevap vermediğin için beni arıyor!''
'' Aç da konuş o zaman, belki sana vermek istediği iyi bir haber vardır.''
Karı inadı diye birşey vardı gerçekten de, bunu kırmanın tek yolu zamana bırakmak mıydı emin olamıyordum.
'' Saçmalama. Sana bir söz verdim,'' dedim.
'' Bana verdiğin sözler umurumda bile değil inan.''
'' Peki ya dediklerin? Sinirle söyledin değil mi hepsini?''
'' Ağzımdan çıkan bütün sözlerin arkasındayım, yapamayacağım hiçbir şey söylemedim ben,'' dedi yatağın üstündeki yorganı kaldırıp içine girdi ve yattı. Diğerleri sikimde bile değildi ama zehri atmıştı bir kere ortaya, seni aldatacağım dediğinde yapamayacağı şeyi dememiş miydi yani? Peşinden ben de yatağa girip elimle omzuna dokundum. ''En son dediğinde ciddi değildin ama değil mi?''
Birden yataktan doğruldu ve yastığını alıp ayağa kalktı.
'' N'apıyorsun?'' diye sordum.
'' Salona gidiyorum, orada yatacağım.''
Ben de yerimden kalktım bu kez. '' Ya gerçekten saçmalıyorsun Gökçe. Geç yat yerine, ben geçerim salona,'' dedim ve ondan önce odadan çıktım. Kızmaya başlıyordum bu kadar inat olmasına. Telefonumu da alıp salona geçtim. Şeyma yine mesaj atmıştı.
-Sen neden bakmıyorsun ki? Hadi Gökçe kızgın! Ama İKİMİZE KIZGIN!!! Sen ve ben yaptıklarımızı göze alarak yaptık, sonuçlarına katlanacaktık! Kadir'le beni yalnız bırakıyorsun, herkesle mücadele edemem Hakan! Sana ihtiyacım var!
Televizyonu açtım. Şeyma haklıydı. Gökçe de haklıydı. Kadir bile haklı sayılırdı amına koyduğumun yerinde. Ama salonda tek yatan bendim. Telefonu elime aldım tekrar.
- Seni yalnız bırakmayacağım. Az sabret. Yarın konuşalım. Seni istiyorum.
( Hikayeye dış ses olarak başlamadığım için diğer şahısların ağzından da olayları anlatmam gerekiyor artık. Kendimi Hakan'ın yerine koyup, sonunda Gökçe Kadir'le aldatıp benden intikam alıp hikayeyi bağlayacaktım ama artık bana bile sürpriz olacak şekilde gidiyoruz bir yerlere. Sanırım ben de Gökçe'den yanayım artık, ama kafamdaki Gökçe ilk gördüğü erkekle intikam alacak bir kadın değil, onu Hakan'ı aldatacağı erkeğin kollarına kolayca atamıyorum. İlk başlardaki tadı alıyor musunuz bilemiyorum ama elimden geleni yapıyorum. Hem seks hem konu olsun, beğeni olursa sevinirim.)
![]() |
Notes is a web-based application for online taking notes. You can take your notes and share with others people. If you like taking long notes, notes.io is designed for you. To date, over 8,000,000,000+ notes created and continuing...
With notes.io;
- * You can take a note from anywhere and any device with internet connection.
- * You can share the notes in social platforms (YouTube, Facebook, Twitter, instagram etc.).
- * You can quickly share your contents without website, blog and e-mail.
- * You don't need to create any Account to share a note. As you wish you can use quick, easy and best shortened notes with sms, websites, e-mail, or messaging services (WhatsApp, iMessage, Telegram, Signal).
- * Notes.io has fabulous infrastructure design for a short link and allows you to share the note as an easy and understandable link.
Fast: Notes.io is built for speed and performance. You can take a notes quickly and browse your archive.
Easy: Notes.io doesn’t require installation. Just write and share note!
Short: Notes.io’s url just 8 character. You’ll get shorten link of your note when you want to share. (Ex: notes.io/q )
Free: Notes.io works for 14 years and has been free since the day it was started.
You immediately create your first note and start sharing with the ones you wish. If you want to contact us, you can use the following communication channels;
Email: [email protected]
Twitter: http://twitter.com/notesio
Instagram: http://instagram.com/notes.io
Facebook: http://facebook.com/notesio
Regards;
Notes.io Team
