Notes
Notes - notes.io |
Masalar büyük bir dikdörtgen şeklinde yerleştirilmişti. Ayça tam ortaya, başköşeye oturtuldu. İki yanına Ankara bayii Hayri bey ve Rize bayii Ahmet bey oturmuşlardı. İkisiyle de fazla samimiyeti yoktu Ayça’nın. Biraz canı sıkılmıştı;
– “keşke Faruk bey’in yanına otursaydım” diye düşünüyordu. Herkes acıktığından bir süre kimse pek sohbet etmedi kendini yemeğe verdi. Ayça adeti olduğu üzere yemeğin yanında beyaz şarap içiyordu. Böyle zamanlarda en fazla 2 kadeh içer, bu da onu çakırkeyif yapmaya yeterdi. Fazlasını istese de içemezdi, bünyesi içkiye karşı dayanıksızdı.
– Bir süre sonra karınların doyması ve içkinin de etkisiyle herkeste bir gevşeme, rahatlama oldu; ortam neşelendi. Ayça da Hayri bey’le satışların artırılması üzerine hararetli bir tartışmaya daldı. Bir ara Ahmet bey’le de ilgilenmek için sağına döndüğünde yanında Sadık bey’in oturmakta olduğunu gördü. Sadık bey samimi bir tavırla rakı kadehini Ayça’nın kadehine vurarak,
– “Hadi bakalım sağlığınıza ve güzelliğinize içelim Ayça hanım, bu akşam göz kamaştırıyorsunuz”, diye yılıştı. Ayça hafifçe gülümseyerek teşekkür etti. İçinden
– “Buldu yine beni sırnaşık şey”, diye geçirdi. Kendisi için zoraki bir sohbete giriştiler. Sadık bey sürekli konuşuyor, konuşurken konudan konuya atlıyordu. Tam şirketin pazarlama stratejisini tartışmaya başlamışken, birden nasıl oluyorsa Sadık bey’in çocuğunun kolejlere giriş sınavını konuşurken buluyordu kendilerini Ayça.
– Laf lafı açtı, Sadık bey kadehleri peş peşe yuvarladı, ama bana mısın demedi. Sanki hiç içmemiş gibiydi. Bu arada Ayça’nın da kadehi boş durmuyordu. Bazen tüm karşı koymalarına aldırmadan Sadık Bey kadehini yeniliyor, bazen de masa masa dolaşan bayilerden biri kaşla göz arası elindeki şişeden takviye yapıyordu. İpin ucunun kaçmaya başladığını fark eden Ayça izin isteyip tuvalete gitti. Yüzünü gözünü yıkamak, biraz kendini toparlamak istiyordu. Aynada gözlerinin çakmak çakmak baktığını görüp,
– “Tamam Ayça. Bu kadar yeter. Artık daha fazla içmeyeceksin. Yoksa düpedüz sarhoş olacaksın”, diyerek makyajını tazeledi ve salona döndü.
Salonda iyice sarhoş olan bayilerin kahkahaları yankılanıyor, sigara dumanından insanın gözleri yanıyordu. Ayça masasına ilerlerken adımlarını zor attığını, umduğundan daha sarhoş olduğunu fark etti. Kendisi gibi sarhoş bir sürü erkeğin ısrarlı bakışları altında yerine oturdu. Sadık bey birdenbire
– “Söyle bakalım Ayça, kocan nasıl?” diye sormasın mı, Ayça şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı. Sadık bey’in birdenbire senli-benli konuşmasına mı, yoksa sanki kırk yıllık arkadaşıymış gibi Tolga’yı sormasına mı şaşıracağını bilemedi. Kekeleyerek,
– “İyi, çok iyi”, diyebildi.
– “Merak ediyorum da, insanın senin gibi güzel eşi olursa, onu nasıl böyle tek başına buralara gönderir acaba?”
– “İltifatınız için teşekkür ederim ama bunda merak edecek bir şey yok bence Sadık Bey. Günümüzde eşlerden her birinin kendi işi var. Sonuçta ben buraya gönül eğlendirmeye gelmedim ki.”
– “Ayça, lütfen sizli-bizli konuşmayı bırak artık. Yeni tanışmadık ya, ne zamandır tanıyoruz birbirimizi. Öyle değil mi?”
– “Evet, doğru söylüyorsunuz Sadık Bey, pardon… Sadık!”
– “Hah şöyle! Resmiyeti bırakalım canım.” Açıkçası Ayça ne yapacağını bilememişti. Kendine kızıyor, onun bu samimi tavrına çanak tutmuş gibi hissediyordu. Bu arada,
– “Şerefinize Ayça hanım, arkadaşlar sizden çok bahsettiler. Şirketimizin medar-ı iftiharıymışsınız. Ben Sivas bayii Mahmut Öztürk”, diyen sese başını çevirdiğinde, Hayri bey’in yerine gündüzki toplantıda kendisini bol bol kesen genç bayinin oturmuş olduğunu gördü.
– “Teşekkür ederim Mahmut bey. Tanıştığımıza memnun oldum. Nasılsınız?”
– “Sizi sormalı, ben gayet iyiyim. Ne zamandır diğer bayi arkadaşlarla tanışmak için can atıyordum. Kısmet bugüneymiş. Hem sizinle de tanışmak nasip oldu. Umarım bundan sonra sık sık görüşürüz. Sizi Sivas’a da bekleriz.”
– “İnşallah Mahmut bey, ilk fırsatta ziyaretinize gelirim.”
– “Dört gözle bekleyeceğim.” Bu son sözleri gayet yılışık bir ifadeyle ve doğrudan gözlerinin içine bakarak söylemesi Ayça’yı huzursuz etmişti.
“Nereden çıktı bu şimdi? Biriyle uğraşmak yetmezmiş gibi”, diye kendi kendine söyleniyordu. Mahmut elindeki şarap şişesini aniden Ayça’nın kadehine boşaltarak,
“Hadi ama, şerefe kadeh kaldıralım”, dedi. Ayça artık içmek istemediğini söylemesine rağmen hem Mahmut, hem de Sadık onu içmeye zorluyorlardı. İstemeye istemeye şarabını yudumlayan Ayça, karşısındakilerin,
“Olmadı ama, hadi fondip!” dolduruşlarına biraz direndiyse de, sonunda ısrarlara dayanamayıp kadehini bir dikişte bitirdi. Az sonra yanlarına gelen Adana bayii Cihat bey, aralarında karar verdiklerini, buradan kalkıp, şehrin tanınmış barlarından birine gideceklerini ve itiraz kabul etmediklerini haber verdi. Cihat bey hoşsohbet ve hayır denmesi zor bir adamdı. Kendini toplantının evsahibi olarak görüyor, iyi niyetle herkesi eğlendirmesi gerektiğini düşünüyordu. Ayça
“olmaz, kendimi çok yorgun hissediyorum” filan dediyse de bir anda ayaklanan ve etraflarında toplanan herkes ısrara başladı. Ne diyeceğini bilemeyen Ayça aralıksız ısrarlar karşısında oyunbozan olmamak için teklifi kabul etmek zorunda kaldı.
Az sonra yeniden taksilere doluşmuş bara doğru yola koyulmuşlardı. Ayça’nın takside yanında Mahmut oturuyordu ve bara gidene kadar aralıksız sırnaştı. Ayça kendini gerçekten iyi hissetmiyordu. Çok sarhoş olmuştu; başı dönüyor, gözleri kapanıyordu.
“Barda kahve içip kendime gelirim”, diye düşünüyordu. Ne kadar zaman sonra bara geldiklerini ayrımsayamadı Ayça. Barın içi çok geniş ve dumanlıydı. İçerisi kızlı erkekli Adanalı gençlerle doluydu. Müzik insanın kulaklarını sağır edecek kadar yüksek volümlüydü.
“Vay be, demek böyle yerler sadece İstanbul’da yokmuş”, diye düşündü Ayça. Kendini rahatlamış hissediyordu. Burada tek kadın değildi artık. İçeri girdikten sonra grup dağıldı ve küçük grupçuklar halinde çeşitli masalara geçildi. Ayça, bu geceki müdavimleri Sadık, Mahmut ve bir de Tokat bayii Murat’la birlikte arkalarda bir köşeye oturmuştu. Çok iyi biliyordu ki, bu tercihi kendisi yapmamıştı. Her şey bir anda olmuş, Sadık inanılmaz bir samimiyetle koluna girerek onu bu kuytu masaya getirmişti. Ayça bir kahveye her şeyden çok ihtiyaç duyuyordu. Ancak maalesef bu isteğini gerçekleştiremedi. Garson bu saatte içki dışında servis yapmadıklarını söyleyince, Ayça’ya düşünme fırsatı vermeyen Sadık,
“O zaman sen de hafif bir şeyler içersin”, diyerek garsona Ayça’nın ismini duyamadığı bir içki söyledi. Az sonra içkilerini yudumluyorlardı. Ayça kendisine getirilen kokteyl tarzı içkiyi çok beğenmişti. Gerçekten çok hafif ve lezzetliydi. Tadını o kadar beğendi ki, 2. kadehi söyledi. Bu arada Sadık ve Mahmut habire birbirlerinin sözünü keserek bir şeyler anlatıyorlardı. Gürültüden Ayça neredeyse hiçbir şey anlamıyor, sadece bu ikisinin kendisi için rekabete girdiklerini kadınca bir içgüdüyle hissediyordu. İçkinin etkisinden olsa gerek, kadınlık gururu okşanmıştı. Bu arada zaman ilerlemiş, Ayça farkında olmadan pek çok kadehi yuvarlamıştı. Artık kendini kaybetme noktasında sarhoş olmuştu. Arada bir sarhoşluğunu fark ediyor,
“Ne yaptım ben, neden bu kadar içtim?” diye kendine kızıyor, ama az sonra yeniden hepsini unutuyordu.
Nasıl oldu anlayamadı ama Ayça kendini loş pistte Mahmut’la dans ederken buldu. Kalabalığın arasında slow müzik eşliğinde Mahmut’la dans ediyordu! Bunu kırk yıl düşünse aklına getiremezdi. İlginç olan şey bundan rahatsız olmamasıydı. Mahmut gerçekten çok samimi davranıyordu. İki sevgili gibi beline sarılmış, habire bir şeyler anlatıp duruyordu. Ayça’nın tek anladığı çok çekici olduğu, ilk gördüğü andan beri Mahmut’un kendisine hayran olduğu türünden sözlerdi. Bir de önüne değen sertliği fark ediyordu zaman zaman. İnanılmaz sarhoştu, kendi kendine
“Kızım herif resmen değdiriyor”, diye gülüyordu. Kesinlikle cinsel duyguları filan uyanmamıştı, ama Mahmut’un bu tavırlarından da pek rahatsız olmuyordu sanki. Derken,
“Sıra bende, hep sen mi dans edeceksin?” diyen Sadık’ı duydu ve kendini bu kez de Sadık’ın kollarında buldu. Sadık sanki sevgilisiymiş edasıyla,
“Bu Mahmut denen herifi hiç tutmadım. Resmen sana asılıyor.”
Ayça başka zaman olsa Sadık’ın ağzının payını vermesini bilirdi ama içki kadehte durduğu gibi durmuyor ve paylaşılamayan kadın pozisyonu Ayça’nın çok hoşuna gidiyordu. Gülümsemekle yetindi. Bundan cesaret alan Sadık,
“Nasıl senin gibi bir kadına asılabilir? Herkes haddini bilsin”, diyerek elini Ayça’nın belinden aşağılara kaydırmaya başladı. Ayça irkildi ve tek mesele buymuş gibi,
“Ne yapıyorsun Sadık? Biri görecek”, dedi.
“Kimse bişey göremez. Görmüyor musun, içerisi nasıl karanlık?” Ve ısrarla ellerini kalçalarında tutmaya devam etti.
“Hadi bakalım, gidiyoruz artık.”
Bu sözlerle bu tuhaf dans sona erdi ve Ayça yerde mi, gökte mi olduğunu anlayamayacak kadar sarhoş halde kendini Sadık’la birlikte taksinin arka koltuğunda buldu. Artık neredeyse hiçbir kontrolü kalmayan Ayça, itiraz kabilinden biraz mırın kırın ettiyse de, yol boyunca mini eteğinden iyice sıyrılıp özgürlüklerini ilan eden bacaklarını okşamasına sesini çıkarmadı Sadık’ın. Bir yandan,
“Kendime gelmeliyim, rezil oluyorum”, diye hayıflanırken, başı o kadar dönüyordu ve bilinci o denli bulanmıştı ki, sesini çıkaracak hali yoktu.
812 no’lu odanın kapısı yavaşça açıldı. Bir el duvarın iç tarafını yoklayarak ilerledi ve odayı soluk bir ışıkla aydınlatan lâmbanın düğmesine bastı. Omzuna yaslanmış, güçlükle ayakta durabilen sarışın genç bir kadını taşıyan orta yaşlı, hafif göbekli bir adam odaya girdi ve kadını yatağın üzerine bıraktı. Ceketini ve kravatını çıkardı, banyoda yüzünü yıkadı ve yatağın kenarına, kadının yanına oturdu.
“Ne kadar güzel. Hep bu anı beklemiştim”, diye düşündü. Sarışın kadın çok içmişti. Hafif hafif kıpırdıyordu. Birden gözlerini açtı ve su istedi. Suyunu içmek için adamın yardımıyla doğruldu ve sırtını yastıklara dayadı. Gülümsedi,
“Çok susamışım.”
Adam eğildi, yüzünü yaklaştırdı ve kadının yüzüne küçük öpücükler kondurmaya başladı. Kadın hafifçe irkildi ve yüzünü uzaklaştırmaya çalıştı. Adam buna izin vermedi. Kadının çenesinden tutarak yüzünü kendininkine çevirdi ve dudaklarını öpmeye başladı. Kadın ağzı kapalı olduğu için konuşamasa da, elleriyle adamı iteklemek istedi. Adam aldırmadı, kadını gitgide daha derin öpüyordu. Az sonra dudaklarını çekti ve kadının boynunu ve çıplak omuzlarını öpmeye başladı. Kadın,
“Hayır. İstemiyorum, hayır”, diyerek elleriyle adamın başını uzaklaştırmaya çabalıyordu. Fakat adam onu dinlemiyordu ve dilini kadının boynu üzerinde dolaştırarak yeniden yüzüne ulaştı ve burnunu, yanaklarını, kulak memelerini yalamaya başladı. Kulak memelerinin yalanması kadının hoşuna gitmişe benziyordu, çünkü karşı koymaları azalmıştı. Belki de bundan cesaret alan adam dilini kadının dudakları üzerinde kaydırarak, ağzına soktu. Kadın karşılık vermiyordu, ama karşı da koymuyordu. Gözlerini kapamış, sanki adamın istediğini yapmasına izin vermişti. Adam kadını öpmeye devam ederken, bir yandan da elbisesinin askılarını kaydırdı. Sırtından tutarak kadını öne getirdi ve elbisesinin sırt fermuarını açtı.
Az sonra kadın üzerinde siyah sütyeni ve küloduyla yatakta sırtüstü yatıyordu. Gözleri kapalıydı. Adam da pantolonunu ve gömleğini çıkarmıştı. Kadının uzun ve düzgün bacaklarına, göbek çukuruna, dolgun göğüslerine hayranlıkla bakıyordu. Daha fazla kendini tutamadı ve kadının bacaklarını öpmeye başladı. Dizlerinden ayak bileklerine kadar olan bölgeyi uzun uzun öptü, yaladı.
Sonra yukarıya yöneldi ve dilini bacakların üzerinde boylu boyunca gezdirerek göbek çukuruna ilerledi. Burayı uzun uzun yaladı. Dilini çukura sokup çıkardıkça kadın hafif hafif inliyordu. Adam daha da yukarı ilerledi ve kadının sütyenini çıkararak göğüslerini özgürlüklerine kavuşturdu. Bu nefis biçimli, çok iri olmayan ama dipdiri göğüslere bir süre hayranlıkla baktı ve ardından onları çılgınca emmeye başladı. İki eliyle göğüsleri yanlardan bastırarak hoyratça avuçladı ve ağır ağır yoğurdu.
Kadının inlemeleri artmıştı. Gözleri tamamen kapalıydı. Meme uçları sivrilmeye başlamıştı. Adamın dili uçlarda gezindikçe nefes alıp verişleri hızlandı. Göğüsleri iki yanlarından sımsıkı kavrayan adam, meme uçlarını hoyratça ısırarak emmeye, yüzünü göğüslere sürtmeye, aç bir bebek gibi gayretle somurmaya başladı. Biraz canı yanan kadın gözlerini açmadan inlemeye devam etti. Sesinin çok yükselmesinden çekinen adam, kadını öperek susturmayı denedi. Bu kez öpücüklere kadın da karşılık veriyordu. Ve çılgınca öpüşmeye başladılar. Dilleri dans ediyor, birbirlerinin dudaklarını emiyorlardı.
Dudaklarını kadınınkilerden güçlükle ayıran adam, acele hareketlerle kadının külodunu adeta kopararak çıkardı. Açık kahverengi tüylerle kaplı aşk üçgenine kısa bir süre baktıktan sonra, bacaklarını ayırarak başını gömdü. Kadının vajinasını salyalarını akıta akıta boydan boya yalıyor, klitorisini emiyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra dilini kadının içine sokup çıkarmaya, adeta onu diliyle becermeye başladı. Başını arkaya atarak iyice kasılan kadın, artık açık seçik ve yüksek sesle inliyor, adamın başını içine doğru ittiriyordu. Adamın salyalarıyla kadının vajinasından sel gibi boşalmaya başlayan sıvılar birbirine karışmıştı. Yaklaşık 10 dakika sonra başını kadının vajinasından ayıran adam,
“Umduğumdan da tatlıymışsın, hayatımda böyle nefis bişey tatmadım”, dedi. Kadının onu duyup duymadığı belli değildi. Cevap vermedi ama kısık sesle inlemeye devam etti.
Adam kadını yüzükoyun çevirdi ve ensesinden başlayarak aşağıya doğru tüm sırtını, belini, kalçalarını, bacaklarının ve dizlerinin arka taraflarını, baldırlarını öperek, emerek, yalayarak, ısırarak ilerledi. Ayak bileklerini, topuklarını uzun uzun öptü. Tabanlarını, parmak aralarını yaladı, parmaklarını emdi. Acele etmeden yukarıya ilerledi ve kadının poposunu ısıra ısıra öpmeye başladı. Kadının ağzından akan salyaları yastığı ıpıslak yapmıştı. Adam, elleriyle kadının kalçalarını araladı ve dilini arka deliğine soktu. Kadın şiddetle inledi.
“Sus bebeğim, duyacaklar.” Adam diliyle kadının arka deliğini becermeye devam ederken, bir yandan da parmaklarını vajinasına sokuyordu.
“Ne kadar da ıslandın, sanki altına kaçırmış gibi. Çarşafı berbat ettin. Artık iyice kıvama geldin. Canavarın tadına bakma zamanın geldi.”
Ve adam kazık gibi olmuş penisini tek bir hamlede kadının vajinasına sonuna kadar soktu. Kadın küçük bir çığlık attı ve kendini tatlı tatlı esnetmeye başladı.
“Kaltak, hoşuna gitti değil mi? Biliyordum. Dur bakalım, biraz da benim istediklerim olsun.” Adam ritmik hareketlerle kadının üzerinde gidip gelmeye başladı. Zevkten kudurmuş gibiydi. Elleriyle alttan kadının göğüslerini avuçladı, tüm gücüyle yüklenmeye devam etti. Kısa süre sonra nefes alıp verişleri iyice hızlandı;
“Tanrım, daracıkmışsın, bebeğim benim” şeklinde homurdanmalar arasında tüm bedeni elektriğe kapılmış gibi kasılarak, boşalmaya başladı.
Zevkten haykırmamak için başını kadının saçlarına gömmüştü. Bu şekilde belki birkaç dakika titremesi devam etti. Biraz sonra oda tamamen sessizliğe ve hareketsizliğe gömülmüştü. Yalnızca iki insanın birbirine karışan düzenli nefes alıp verişleri duyuluyordu..
![]() |
Notes is a web-based application for online taking notes. You can take your notes and share with others people. If you like taking long notes, notes.io is designed for you. To date, over 8,000,000,000+ notes created and continuing...
With notes.io;
- * You can take a note from anywhere and any device with internet connection.
- * You can share the notes in social platforms (YouTube, Facebook, Twitter, instagram etc.).
- * You can quickly share your contents without website, blog and e-mail.
- * You don't need to create any Account to share a note. As you wish you can use quick, easy and best shortened notes with sms, websites, e-mail, or messaging services (WhatsApp, iMessage, Telegram, Signal).
- * Notes.io has fabulous infrastructure design for a short link and allows you to share the note as an easy and understandable link.
Fast: Notes.io is built for speed and performance. You can take a notes quickly and browse your archive.
Easy: Notes.io doesn’t require installation. Just write and share note!
Short: Notes.io’s url just 8 character. You’ll get shorten link of your note when you want to share. (Ex: notes.io/q )
Free: Notes.io works for 14 years and has been free since the day it was started.
You immediately create your first note and start sharing with the ones you wish. If you want to contact us, you can use the following communication channels;
Email: [email protected]
Twitter: http://twitter.com/notesio
Instagram: http://instagram.com/notes.io
Facebook: http://facebook.com/notesio
Regards;
Notes.io Team
